17. yüzyılın Başında Osmanoğulları Ailesinin Akıbeti

   1589’da asiler, III. Murad’ı isteklerini kabul etmemesi hâlinde tahttan indirmekle tehdit etmişlerdi. Bununla birlikte padişahı hal‘ etmek, yani şer‘î bir dayanağa istinaden tahttan indirmekle hanedanın geleceğini sorgulamak nitelik bakımından bambaşka şeylerdi. 1600–1603 arasında peş peşe çıkan isyanlar, III. Mehmed’i hal‘ edilme tehlikesiyle baş başa bırakmaktan öte tüm Osmanlı ailesine yönelik bir uyarı ihtiva ediyordu. 17. yüzyılın hemen başında görülen karışıklıkların esas kahramanı olan kapıkulu sipahileri, 1600’de geleneksel olarak sipahi zümresine ait olan bazı vergi toplama imtiyazlarının Safiye Sultan’ın araya
girmesiyle valide sultanın kethüdası ve danışmanı Kira Kadın’a verildiğini duyunca sarayı bastılar. Şeyhülislam Sunullah Efendi, asilerin arzusu doğrultusunda Kira Kadın’ın katledilmesini onaylayan bir fetva vermişti. Kira Kadın’ı himaye etmeyen III. Mehmed, Yahudi danışmanı isyancılara teslim etti.
Ertesi sene sipahiler bir kez daha ayaklandıklarında devletin hükümdarı olmaktan ziyade sadece mütevellisi olmakla itham ettikleri III. Mehmed’i sarayda bir yere hapsetmekle
tehdit ettiler. 1603’te Safiye Sultan ve Babüssaade ağası Gazanfer Ağa’nın devleti ele geçirmiş olduğunu ve padişahın batı cephesinde yaşanan yenilgilerden haberdar edilmediğini
iddia eden sipahiler, III. Mehmed’i saray avlusunda bir ayak divanı toplamaya mecbur ettiler. Gazanfer Ağa ve Darüssaade ağası Osman Ağa’nın idam edilmesi üzerine ayak divanı dağıldı.
Bu iki isim, hükümet işlerine rüşvet karıştırdıkları, sultana sunulan arzları sakladıkları ve 17. yüzyılın başında Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu çalkantılı halin esas sorumluları oldukları gerekçesiyle III. Mehmed’in gözleri önünde infaz edilmişlerdi. Aynı suçlamalara muhatap olan ve Şeyhülislam Sunullah Efendi’nin benzer biçimde katline cevaz verdiği Veziriazam Yemişçi Hasan Paşa, mücadeleyi bırakmayıp yanına topladığı yeniçerilerle
sipahilere karşı kanlı bir iç savaş başlatmıştı. Yemişçi Hasan Paşa’ya yakın bir kalem, o dönemde yaşananları anlatırken siyasî
kargaşanın arkasındaki esas isim olan Şeyhülislam Sunullah Efendi’nin isyancılar tarafından tahta geçirilmek istendiğini yazıyordu. Bunun ne denli gerçek bir teşebbüs olduğu bilinmese
de, tahta Osmanlı ailesi dışından birinin geçirilmesi fikri Osmanlı tarihinde ilk defa duyuluyordu. Celali reisi Karayazıcı Abdülhalim’in 1599–1600’de Anadolu’da padişahlığını ilan etmesi bir yana bırakılırsa, Osmanlı hanedanı doğrudan kendi meşruiyetine yönelik saldırılara alışkın değildi. Bununla birlikte 17. yüzyılda meşveret uygulaması yaygınlaşacak ve devletin ileri gelen ricalinin bir araya geldiği toplantılarda mevcut padişahın saltanata
devam edip etmeyeceğine karar vermek Osmanlı siyasetinin olağan parçalarından biri hâline gelecekti. Kara Davud Paşa’nın II. Osman’ın katli sırasında, rivayete göre, hanedanın diğer
erkek üyelerini de ortadan kaldırmaya niyetlenmesi Osmanoğulları ailesinin akıbeti açısından önemliydi. Bu arada IV. Murad saltanatının son yılında kayda değer bir gelişme yaşandı. IV. Murad’ın en az beşi erkek olmak üzere on altı çocuğu olduğu biliniyordu; ama şehzadelerden hiçbiri babasından daha uzun yaşamadı. IV. Murad ölüm döşeğindeyken Osmanlı tahtına
kendisinden sonra geçebilecek yegâne isim kardeşi İbrahim’di. Ne var ki, IV. Murad, hastalığından ve bir türlü iyileşememesinden sorumlu tuttuğu İbrahim’in katledilmesini buyurdu. Bu emrin uygulanması durumunda IV. Murad’ın ölümüyle birlikte Osmanlı soyunun sonuna gelinmiş olacaktı. Kösem Sultan, aldığı tedbirler sayesinde padişahın son emirlerinin ilgili mercilere ulaşmasını engelleyerek İbrahim’i hayatta tuttu. I. İbrahim, cülus töreninden
iki yıl geçtiği hâlde erkek çocuk sahibi olamayınca saray çevresinde benzer kaygılar yeniden şiddetlendi. Bu arada İbrahim’in ardından bir oğul bırakmadan vefat etmesi durumunda
Osmanlı tahtına Cengiz Han’ın soyundan gelen Kırım hanlarından birinin geçirilmesi bile düşünülmüştü. 1642’den sonra en az üç erkek çocuğu olan İbrahim, bu yüzden hanedanın ikinci kurucusu olarak anılır. Bir hanedanın biyolojik olarak doğal yollardan inkıraza uğraması her çağda ve her yerde mümkündü. Ama Osmanlı seçkin zümrelerinin sıklıkla mevcut padişahı alaşağı edip
çocuk yaşta yeni hükümdarları tahta çıkmaya zorlamaları Osmanlı ailesine pek yardımcı olmuyordu. En nihayetinde, 1703’te Edirne Vakası ismiyle bilinen büyük siyasî kalkışmada,
II. Mustafa’yı deviren kalabalık kitleler bir hanedan devleti yerine Tunus ve Cezayir’de olduğu gibi bir cumhuriyet (“Cezayir ve Tunus ocakları gibi cumhur cem‘iyeti ve tecemmü‘ devleti”) rejiminin kurulabileceğini açık seçik beyan etmişlerdi. Belki bunu gerçekleştirmek zordu; ama Edirne’de ikamet eden sultanı devirmeye gelen İstanbul halkının liderleri, Kanunî Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan ile Sokullu Mehmed Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa soyundan gelen İbrahim Hanzâdeler’in pekâlâ tahta geçirilebileceğini söylüyorlardı.

YÜKSELİŞ DEVRİ OSMANLI TARİHİ

YARD. DOÇ. DR. ÖZGÜR KOLÇAK

ali kaya

Share
Published by
ali kaya

Recent Posts

Türk Yılı 1928

Türk Yurdu'ndan sonra Türk Ocağının en önemli neşriyatı olan "Türk Yılı 1928" 1928'de İstanbul'da Yeni…

1 yıl ago

Kaşgar Tarihi : Bais-ı Hayret Ahval-i Garibesi

Metin eski harfli Türkçedir. Nadir eserdir. Anahtar kelimeler: Kaşgar, Doğu Türkistan, Şarki Türkistan, Nadir Eserler, Çin,…

1 yıl ago

Amerika’nın Rüyası

Akif bunalınca isyan seviyesine varmış; “Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi…

2 yıl ago

Yeni Kitap: Asya’da Kılık Değiştirerek Yolculuk

Asya’da Kılık Değiştirerek Yolculuk Bir İngiliz Subayının Anadolu, İran ve Hindistan Hatıraları Asya’da Kılık Değiştirerek…

3 yıl ago

Türk Mitolojisinde Alageyik

Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Kutsal Geyik. Değişik Türk lehçe ve şivelerinde Alageyik (Alakeyik, Alakiyik)…

3 yıl ago

Doç. Dr. İlham Tohti ve Nobel Barış Ödülü

8 Ocak pazartesi 2024, Uygurlar ile Çinliler arasındaki ayrılıkların ancak barış yoluyla çözülmesi gerektiğini savunmasına…

3 yıl ago