Son yıllarda Türkiye kendisini küresel hakimiyet kavgasının merkezinde buldu. Osmanlı devletinin yıkılmasıyla misak-ı milli sınırlarına çekilmek zorunda kalan Türkiye, başındaki belalı bütün problemleri bir kenara bırakarak yönünü Batı medeniyetine dönüp, ülkeyi çağdaşlaştırma hedefine doğru yürümeye çalıştı. Bu süreçte değişime uğrayan sosyal ve zihniyet yapısıyla görmezden gelmeye alıştığı problemler, zamanın şartlarına göre tekrar acı bir şekilde karşısına çıkmaya başladı. Bu problemler aslında doğrudan kendisiyle ilgiliydi ve tarihsel olarak kendi parçasıydı. Kerkük ile Antep arasında, İskeçe ile Edirne arasında, Üsküp ile Bursa arasında ayırt edilemez bağlar olduğu yaşanan olaylarla tekrar gün ışığına çıkmaya başladı. İşte en sıcak atmosfer içinde kaynamaya devam eden bölgede Kerkük Türkmenleri son yıllarda cılız bir şekilde anılmaya başladı. Nedense bu konuda duyarlı olmak için gösterilecek tavırlarda hala bir suçlu psikolojisi hakim. Acaba Kerkük Türkmenlerine sahip çıkarsak yine faşist ve Turancı mı derler?
Yıllardan beri Irak’ta olup bitenler ve Saddam rejiminin zalimliği Türk milliyetçilerinin yabancısı olduğu bir konu değildi. Bir kısım Türk aydını ve yöneticisi bunu çoğu zaman görmezden geldi veya farkına varamadı. Irak’ta karşılaştıkları Türkmenler’e şaşkınlıkla bu kadar güzel Türkçe’yi nereden öğrendiniz sorusunu soracak kadar bilgisiz ve basiretsiz yönetimlerin bugünkü oyunlara seyirci kalınmasında ne kadar emekleri vardır merak konusudur. Halbuki problem çözmenin ve kriz yönetmenin birinci şartı doğru ve yeterli bilgi sahibi olmaktır. Türkmeneli, Kerkük, Kuzey Irak, Barzani, Talabani, Türklere ne anlam ifade ettiğinin bilinmesi gerekir. Bu konuda elimizde ciltlerce kitaplar olması gerekir. Bu bölgenin bütün ayrıntı bilgilerine sahip uzmanlar devletin politikalarını ve kamuoyunu yönlendirmesi gerekir.
Bir Irak Türkü olarak bölge hakkında dünden bugüne gelişmeleri bilimsel ölçüler içinde özetleyen ve bugünkü oyunlara dikkatlerimizi çeken Ali Kerküklü’ye bu çalışmasından dolayı teşekkür ediyoruz. Okuyucu için akademik hassasiyette ve zevkle okunabilir üslupta bir eser sunan yazar, niyetini “doğup büyüdüğüm ve yaşadığım bölgede dış güçlerin oynadığı büyük oyunların, Irak’ta yaşayan insanlara ne büyük felaketler getirdiğini gözler önüne sermek” olarak açıklamaktadır. Araştırma iki bölüm halinde ele alınmış, birinci bölümde Irak’ta Türkmen varlığı tarihsel boyutuyla anlatılırken, ikinci bölümde Kürtler ve işgalci güçlerin bölgede sahnelediği oyunun hedeflerine yer verilmiştir.
Dr. Fahri ATASOY
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum
Cilt 3 Sayı 8 Yaz 2014
Türk Yurdu'ndan sonra Türk Ocağının en önemli neşriyatı olan "Türk Yılı 1928" 1928'de İstanbul'da Yeni…
Metin eski harfli Türkçedir. Nadir eserdir. Anahtar kelimeler: Kaşgar, Doğu Türkistan, Şarki Türkistan, Nadir Eserler, Çin,…
Akif bunalınca isyan seviyesine varmış; “Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi…
Asya’da Kılık Değiştirerek Yolculuk Bir İngiliz Subayının Anadolu, İran ve Hindistan Hatıraları Asya’da Kılık Değiştirerek…
Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Kutsal Geyik. Değişik Türk lehçe ve şivelerinde Alageyik (Alakeyik, Alakiyik)…
8 Ocak pazartesi 2024, Uygurlar ile Çinliler arasındaki ayrılıkların ancak barış yoluyla çözülmesi gerektiğini savunmasına…