Abdülaziz’in intiharı veya öldürülmesi hadisesi, günümüze kadar aktüelliğini koruyan
bir tartışmadır. Bu tartışma olaydan hemen sonra başlamış ve pek çok şey söylenmiş ve
yazılmıştır. Abdülaziz’in intihar ettiği iddiasında bulunanların en önemli delilleri, Padişahın
tahttan indirilmesini hazmedemeyen bir yapıya sahip olması, hakir bir hayat yerine ölümü
tercih etmesi ve sık sık intihardan söz ederek ilk ikamete mecbur tutulduğu Topkapı
Sarayı’nda zehir istemiş olmasıdır. Cinayet tezine ihtimal verenler ise, delil olarak
Abdülaziz’in, serasker Hüseyin Avni Paşa tarafından öldürülmek istenişini ve Seraskerin bu
niyetini Midhat Paşa ile Sultan Murat’a açtığını, ancak reddedildiğini, bu arada Abdülaziz’in
hizmetine dolgun maaşlarla yerleştirilen hizmetkârların da Hüseyin Avni Paşa’nın adamları
olduğunu göstermektedirler.

Resim: Sultan Abdülaziz (ÖRENÇ,2013,129)

Özellikle Sultan II. Abdülhamit tahta çıkınca intihar meselesi tekrar gündeme gelmişti.
Bu husustaki söylentiler artınca Şura-yı Devlet Tanzimat Dairesi Reisi Mahmut Celalettin ve
Mabeyinci Ragıp beylerle sorgu hâkimi Fındıklılı Mehmet Efendi Abdülaziz’in
öldürüldüğü iddiaları hususunda Sultan II. Abdülhamit’e bir yazı takdim ettiler. Mahmut
Celalettin Paşa’nın gelini olan saraylı Pervin Felek Hanım’ın Abdülaziz’in öldürüldüğüne
dair açıklamalarına dayanan bu yazı üzerine Padişah araştırma başlattı.

Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilişi ve sonrası, koruması görevinde bulunanlarla
hizmetine tayin edilen şahıslar tespit edilerek teker teker sorgulandı. Neticede Abdülaziz’in
ölümünün intihar olmayıp cinayet olduğu kanaatine varılınca II. Abdülhamit dava açtı.
Padişah, öldürme emrini veren Sultan V. Murat hakkında şer’an ve kanunen ne yapılması
gerektiğini Şeyhülislâm Uryanizâde Ahmet Esat, Dâhiliye Nazırı Mahmut Nedim ve
Tunuslu Hayrettin paşalarla Mahmut Celalettin Paşa’dan oluşan bir heyetin kararına havale etti. Heyet, 16 Nisan 1881 tarihinde Sultan Murat’ın derhal tutuklanmasına ve
olağanüstü bir mahkeme kurularak yargılanmasına karar verdi.

Sultan Abdülhamit, bundan sonra ne yapılması gerektiğine Başvekil Sait Paşa,
Şeyhülislâm, Dâhiliye Nazırı ve Hariciye Nazırının karar vermesini istedi. Onlar da meseleyi
inceledikten sonra Abdülaziz’in suikasta kurban gittiğine ve cinayetin faillerinin ortaya
çıkmış olduğuna işaret ederek derhal yargılanmalarına, mahkeme yerinin de Padişahın
iradesiyle belirlenmesine karar verdiler. Nihayet, Malta Karakolu yanına bir büyük çadır
kurularak halka açık yargılamanın orada yapılması uygun bulundu. Durum Padişaha bildirildi.

Bu sırada Aydın Valisi bulunan Midhat Paşa gelişmelerden haberdar olmuş ve
Fransız Konsolosluğu’na sığınmıştı. Bu dönemde Adliye Nazırı olan tarihçi Ahmet Cevdet
Paşa’nın kendisine serbest olarak sorgulanacağını bildirmesi üzerine Midhat Paşa hükümete
teslim edildi (19 Mayıs 1881). Cevdet Paşa bir heyetle birlikte İzmir’e giderek Midhat Paşa’yi
vapurla İstanbul’a getirdi. Manisa’da oturmakta olan Mütercim Rüştü Paşa ise hasta olduğu
için sorgulaması İzmir’de yapılarak tekrar Manisa’ya dönmesine izin verildi.

Yıldız Mahkemesi olarak tarihe geçen ve 27 Haziran 1881’de çalışmalarına başlayan
mahkemenin başkanlığına İstinaf Mahkemesi Başkanı Ali Sururi Efendi getirildi. Muhakeme
üç gün içinde altı celse devam etti ve sanıkların temyiz etme hakları saklı kalmak üzere sona
erdi. Mahkemenin kararına göre Pehlivan Mustafa, Hacı Mehmet ve Cezayirli Mustafa ile
Mabeyinci Fahri Bey bilfiil taammüden öldürme olayına katıldıklarından dolayı; Midhat,
Mahmut, Nuri paşalarla Binbaşı Necip ve Binbaşı Namık Paşazade Ali beyler de suç
ortağı sayıldıklarından idama ve diğerleri çeşitli cezalara çarptırıldılar. Sultan Abdülhamit,
cezaların aynen uygulanmasını isteyenler ekseriyette olmalarına rağmen, cezaları müebbet
küreğe çevirdi. Mahkûmlar cezalarını Arabistan’da Mekke bölgesinde Taif’te çekeceklerdi.
Midhat Paşa Taif’te zindanda vefat etti.

Kaynak: PROF. DR. Ali FUAT ÖRENÇ, OSMANLI TARİHİ (1789-1908)

Abdullah Cinkara

Share
Published by
Abdullah Cinkara
Tags: Abdülaziz

Recent Posts

Türk Yılı 1928

Türk Yurdu'ndan sonra Türk Ocağının en önemli neşriyatı olan "Türk Yılı 1928" 1928'de İstanbul'da Yeni…

1 yıl ago

Kaşgar Tarihi : Bais-ı Hayret Ahval-i Garibesi

Metin eski harfli Türkçedir. Nadir eserdir. Anahtar kelimeler: Kaşgar, Doğu Türkistan, Şarki Türkistan, Nadir Eserler, Çin,…

1 yıl ago

Amerika’nın Rüyası

Akif bunalınca isyan seviyesine varmış; “Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi…

2 yıl ago

Yeni Kitap: Asya’da Kılık Değiştirerek Yolculuk

Asya’da Kılık Değiştirerek Yolculuk Bir İngiliz Subayının Anadolu, İran ve Hindistan Hatıraları Asya’da Kılık Değiştirerek…

3 yıl ago

Türk Mitolojisinde Alageyik

Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Kutsal Geyik. Değişik Türk lehçe ve şivelerinde Alageyik (Alakeyik, Alakiyik)…

3 yıl ago

Doç. Dr. İlham Tohti ve Nobel Barış Ödülü

8 Ocak pazartesi 2024, Uygurlar ile Çinliler arasındaki ayrılıkların ancak barış yoluyla çözülmesi gerektiğini savunmasına…

3 yıl ago