“Bir varmış bir yokmuş! Bir garip Göçmen Hüseyin Ayan varmış. Şumnu Akdere 1927 doğumlu Hüseyin Ayan Gullamoğlu Hacı Mustafa’nın ve Hanife Kınalı’nın biricik oğulları imiş. Bir abla iki kız kardeşlerinin de değerlisi imiş. Rus işgalindeki Bulgaristan’da hayat çok sıkıntılı imiş. Baba çiftçilikle uğraşırken, elde edilen mahsulleri de satarak geçimlerini sağlar imiş! Çocuklarının eğitimlerine önem vermeyi ihmal etmezler imiş! Abla erkencecik evlenip çoluk çocuğa karışmış. HAyan ilkokulu köyde bitirince Şumnu‘da medrese yolu gözükmüş. Nüvvab isimli medresenin orta kısmına birkaç arkadaş ile bir odada kalarak devam etmiş. Akdereli bu fakir köylü çocuklarına Nüvvab’ın genç mezunu ve öğretmeni Osman Keskioğlu kol-kanat germeye çalışıyormuş. Lise kısmına geçince de Osman Kılıç hamilik görevine katkıda bulunmuş. Medrese eğitimini tamamlayan HAyan kısa süreli öğretmenliklerde bulunmuş ama Türk olduğu İçin aynen Osman Kılıç gibi Belene Kampı vari Taş ocaklarında çalıştırılmakdan kendisini kurtaramamış. Gözaltılar, tutuklanmalar, koğuşturulmalar neticesinde 1952’de Anayurdun kapılarının açılmasıyla tası tarağı toplayıp arkalarına bakmadan ana-baba, kız kardeşlerle soluğu Edirne’de alıp Çukurova Mustafabeyli’de iskan edilmeleriyle bir rahat nefes almaya başlamışlar. Nefes alış Türklüğün nefes alışıdır. HAyan ile 51 yıl boyunca Türklüğün nefes alışını beraber soluduk. Bu süre zarfında benim saatim, lügatim, kütüphanem, yol göstericim, yoldaşım, hamim, güvencem , hocam, ihtiyar delikanlım, yakışıklım, ayağa kalkmakta sıkıntı çektiğimde elimden tutup kaldıran hayat arkadaşım 16 şubattan 2 Martta kadar Hastahane odasında kovitten tedavi görürken 3 günden beri yoğun bakıma alındı. Bugün de entübe edildiğini öğrendim! Doktor “Hazırlıklı olun” dedi.”
Hayat arkadaşı Gönül Hanımın Hüseyin Ayan’ın hayatını özetlediği yukarıdaki alıntı bir gün önceydi ve hocamız bugün sonsuzluğa kanat çırptı…
…
Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde 1981-1985 yıllarında okuduğumuzda her birinin kendine has karakteri olan çok kıymetli hocalardan ders alma şansımız oldu. Her biri Türklük Biliminin başka bir alanında çok kıymetli bilim adamları olan hocalarımızdan biri de Hüseyin Ayan idi. Diğer hocalarımızın siyasi fikrini pek bilmiyorduk. Hüseyin Ayan da sınıfta siyaset konusuna girmiyordu elbet. Fakat herkes onun, kürsünün üzerinde kalın kaşları ile pos bıyıklarının ortasındaki gözlüklerinin üzerinden delici, ışıldayan masmavi gözleriyle baktığında, bunun bir Bozkurt bakışı olduğunu anlıyordu. Hocalarımız içinde en tehlikelisi, hepimizin en çok çekindiği ve aynı zamanda en çok saygı duyduğu oydu. Mutlaka dersine hazırlıklı gitmeliydik. Bir hafta önceden verdiği gazelleri sınıfta sırayla okutmaya başlardı. Bir kelimeye takıldığımızda, takılan kişiye “buyurun efendim…” diyerek eliyle kapıyı işaret ederdi. Hiç kimse itiraz edemeden sınıftan çıkardı. Bazen sınıfın yarıya yakını bu şekilde sınıftan atılmış olurdu. Dışarıya çıkanlar bir ton dayak yemiş gibi suçluluk duyar, bazen de kendi aramızda kıkırdaşırdık. Hoca hayatında o kadar yokluklarla, sıkıntılarla karşılaşmıştı ki Türk gençliğinin, Türk milliyetçilerinin kesinlikle çok iyi yetişmesini, başarılı olmasını istiyordu ve elbette bunun yolu da disiplinli olmak ve çok çalışmaktan geçiyordu. Biz de sınıftan atılmamak, rezil olmamak için Hocamızın dersine hazırlanarak gidiyorduk. O disiplinli ve kendi alanında çok iyi olan hocalarımız sayesinde bizden öncekilerden, bizden ve bizden sonrakilerden onlarca, yüzlerce öğretim üyesi çıktı ve Türkiye’de bir Erzurum Türklük Bilimi ekolü oluştu.
Hüseyin Ayan başta sevgili kardeşim Prof. Dr. Pervin Çapan olmak üzere yüzlerce Türklük Bilimcisi yetiştirmiş bir insan olarak vazifesini yaptı ve sonsuzluğa kanat çırptı. Gönül hanımın, çocuklarının, öğrencilerinin başı sağ olsun. Hocam emekleriniz için teşekkürler. Yattığınız yer nur, günahlarınız affolsun. Allah rahmetiyle muamele eylesin…
Türk Yurdu'ndan sonra Türk Ocağının en önemli neşriyatı olan "Türk Yılı 1928" 1928'de İstanbul'da Yeni…
Metin eski harfli Türkçedir. Nadir eserdir. Anahtar kelimeler: Kaşgar, Doğu Türkistan, Şarki Türkistan, Nadir Eserler, Çin,…
Akif bunalınca isyan seviyesine varmış; “Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi…
Asya’da Kılık Değiştirerek Yolculuk Bir İngiliz Subayının Anadolu, İran ve Hindistan Hatıraları Asya’da Kılık Değiştirerek…
Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Kutsal Geyik. Değişik Türk lehçe ve şivelerinde Alageyik (Alakeyik, Alakiyik)…
8 Ocak pazartesi 2024, Uygurlar ile Çinliler arasındaki ayrılıkların ancak barış yoluyla çözülmesi gerektiğini savunmasına…