“Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur; komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türklerin) bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir…”
***
Yüce Atatürk’ün bu ileri görüşü gerçekleşti ve Sovyetler Birliği dağıldı. Biz de kanımız ve canımız bir Türk dünyasının her yanıyla bilişip tanıştık. Anadolu’nun fakir bir kasabasında doğup büyüyen benim şansıma bakınız ki Atatürk’ün bu ileri görüşlülüğüne uygun hareket edip kendini Sovyetlerin çöküşüne hazırlayan Ahmet Bican Ercilasun gibi bir hocanın talebesi olmak nasip oldu. Onun yönlendirmesiyle Türk’ün en uzak coğrafyalarına gitmek, Güney Sibirya Türklerinden Tuvaların, Hakasların dillerini kültürlerini yerinde öğrenmek, 10 kitap, onlarca makale yazıp, bildiri sunmak, uzaktaki kardeşlerimizin kültürlerini ülkemizde tanıtmak nasip oldu. Sonra Kırgızistan’da geçen 6 yıl ve Tanrı Dağlarında verimli, huzurlu, mutlu yıllar. Kardeşliğimizi pekiştirici eserler yazmalar…
Elbette bunlar öncelikle Türk irfanına sahip ailemin fedakarlığı, yol basçılarımın Türk dünyası sevdasıyla doğru yönlendirmesi, Türkiye Cumhuriyetinin desteklemesiyle gerçekleşti. Benim yaptığım içimdeki bitmez enerji ve sevda ile emek vermekti. Bugün Türk dünyası uzmanı yüzlerce bilim adamının oluşu Cumhuriyetimizin bize sağladığı imkânlarla gerçekleşmiştir. Bu sayededir ki kardeş ülke ve topluluklarımızın dil, tarih ve kültürünü Batılıların çalışmalarıyla değil kendi bilgi birikimimizle araştırıp inceleyebiliyoruz. Çalışma arkadaşlarımla birlikte Tuva, Hakas ve Kırgız lehçelerinin sözlüklerini yazmak nasip oldu. Şimdi dördüncü bir lehçenin sözlüğünü yazıyoruz. Çocukluğumuzda esirliklerine ağıt yaktığımız Türk boylarının kültürlerini, dillerini, edebiyatlarını gidip yerinde öğrenmek ve ülkemizde tanıtmak Cumhuriyetimizin bize sağladığı bir imkân ve Tanrının bize en büyük lütfu.
Şükürler olsun bu günleri gösteren Yüce Tanrıya. Teşekkürler uzak görüşlü Atatürk başta olmak üzere yol başçılarımıza… Çalışmaya devam… Türk’ün altın çağına, hemen, şimdi…
Prof. Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu
Türk Yurdu'ndan sonra Türk Ocağının en önemli neşriyatı olan "Türk Yılı 1928" 1928'de İstanbul'da Yeni…
Metin eski harfli Türkçedir. Nadir eserdir. Anahtar kelimeler: Kaşgar, Doğu Türkistan, Şarki Türkistan, Nadir Eserler, Çin,…
Akif bunalınca isyan seviyesine varmış; “Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi…
Asya’da Kılık Değiştirerek Yolculuk Bir İngiliz Subayının Anadolu, İran ve Hindistan Hatıraları Asya’da Kılık Değiştirerek…
Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Kutsal Geyik. Değişik Türk lehçe ve şivelerinde Alageyik (Alakeyik, Alakiyik)…
8 Ocak pazartesi 2024, Uygurlar ile Çinliler arasındaki ayrılıkların ancak barış yoluyla çözülmesi gerektiğini savunmasına…