Abdülaziz, Dolmabahç Sarayı’ndan, Topkap Saray’na ailesiyle birlikte hüzünlü bir
şekilde nakledildi. Topkapı Sarayı’nda kendisine III. Selim’in dairesinin tahsis edilmiş
olduğunu görünce çok üzüldü ve “beni de amcam Sultan Selim gibi burada bitirmek
istiyorlar” sözlerini sarf etti. Üstelik dairede oturacak yer bile yoktu. Kendisi ve çocukları o
sırada yağan yağmurdan sırılsıklam olmuş bir hâlde ortada kalması, Abdülazizi’i büsbütün
incitmişti. Bir müddet sonra hazırlanan odaya geçince de yerine tahta çıkarılan Sultan Murat’a
iki mektup yazdı ve Feriye Sarayı’na naklini istedi. İkinci mektuptan sonra V. Murat
kendisine olumlu cevap verdi.
Feriye Sarayı’na geçen Abdülaziz’in güvendiği adamları çeşitli sebeplerle yanından
uzaklaştırmıştı. Burada zaman zaman hakaretlere uğrayan Abdülaziz, 4 Haziran Pazar sabahı
abdest aldıktan sonra tekrar odasına döndü ve sakalını düzeltmek için bir makas temin etti.
Daha sonra içeride bulunan validesini çıkartıp kapıyı kapattı. Bu durum, Valide Sultan ve
nöbetçi kalfaları şüphelendirdiğinden, Başmabeynci Fahri Bey çağırılıp durum kendisine
anlatıldı. Bu sırada yan pencereden kapalı odayı gözetleyen bir cariye, Abdülaziz’in aynaya
bakıp sakalını düzelttiğini haber vermiş, bunun üzerine Valide Sultan, Fahri Bey’i alıp aynı
yerden odayı gözetlemeye başlamıştı. Fakat bir şey göremeyince pencereden çekildi. Valide
Sultan çekildikten kısa bir zaman sonra Abdülaziz’in odasından sesler duyuldu. Daire halkı
telaşa kapılarak kapıyı kırdı. Odaya girildiğinde eski hükümdar, kolu sıvalı, başı açık olarak
odanın yan minderi üzerinde sağ tarafına yatmış ve kana bulanmış olarak bulundu.
Abdülaziz’in sıvalı kollarının damarlarından kan akmakta ve önünde küçük bir makasla,
Sure-i Yusuf sahifesi açık Kur’an-ı Kerim bulunmaktaydı. Yapılan müdahalelere rağmen
Abdülaziz kurtarılamadı ve validesinin kucağında ve maiyetinden birçok kadınların gözü
önünde ruhunu teslim etti.
Feriye Sarayı’nın karşısında Paşalimanı’ndaki yalısında oturan Hüseyin Avni Paşa,
saraydaki hareketliliği fark ederek hazırdaki kayığına binerek olay yerine gelen ilk kişilerden
biri oldu. O esnada yalıda Paşa’nın yanında bulunan Paris Sefir Veliyüttin Paşa, Hüseyin Avni
Paşa’nın pencereden sık sık saraya baktığını ve feryatlar üzerine rıhtımda hazır duran kayığına binerek karşı tarafa geçtiğini söylemiştir. Bu ifade, olayın cinayet olduğuna
inananların önemli delillerinden birini teşkil etmektedir.
Hüseyin Avni Paşa, Abdülaziz’in cenazesini karakola naklettirdi. Çağrılmış bulunan 19
doktor cesedi muayene etti ve intihar olarak rapor tutuldu. Böylece Abdülaziz’in ölümü bir
intihar olarak kabul edilip resmen ilan olundu.
Abdülaziz öldüğünde 46 yaşındaydı ve babasının yanına, II. Mahmut’un
Divanyolu’ndaki türbesine defnedildi. Aşağıda ayrıca ele alacağımız gibi Abdülaziz’in
ölümünün intihar mı cinayet mi olduğu hâlâ tartışılmaktadır. Sultan II. Abdülhamit’in
saltanatında bu olay çok konuşulmuş ve 1881’de oluşturulan Yıldız Mahkemesi’nde başta
Midhat ve Mahmut Celalettin Paşalar olmak üzere suçlu görülenler yargılanmıştır.
PROF. DR. Ali FUAT ÖRENÇ
20. yüzyılın başlarında Doğu Türkistan’da faaliyet göstermeye başlayan, Protestan bir misyon örgütü olan China Inland…
Türk Yurdu'ndan sonra Türk Ocağının en önemli neşriyatı olan "Türk Yılı 1928" 1928'de İstanbul'da Yeni…
Metin eski harfli Türkçedir. Nadir eserdir. Anahtar kelimeler: Kaşgar, Doğu Türkistan, Şarki Türkistan, Nadir Eserler, Çin,…
Akif bunalınca isyan seviyesine varmış; “Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi…
Asya’da Kılık Değiştirerek Yolculuk Bir İngiliz Subayının Anadolu, İran ve Hindistan Hatıraları Asya’da Kılık Değiştirerek…
Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Kutsal Geyik. Değişik Türk lehçe ve şivelerinde Alageyik (Alakeyik, Alakiyik)…