Cumhuriyetin 100. yılı kutlu olsun.
Cumhuriyetin ülkemize ve insanımıza kazandırdıkları konusunda herkesin az çok bilgisi var. Bilgi çağında herkes her an istediği bilgiye ulaşabiliyor. Bu yüzden biz Türk tarihinin öncesinde ve son yüzyılda olanlardan hareketle ikinci yüzyılda olacaklar konusundaki düşüncelerimizi aktaralım:
1. Cumhuriyet halk iradesinin özgürce hakim olması temeli üzerine kurulmuştur. Bugün yaşadığımız olumsuz veya olumlu deneyimler bu iradenin kullanılması sonucudur. Yönetici iradenin yanlışları zaman içerisinde ya onların doğruları bulmasına veya tasfiye olmalarına sebep olacaktır. Özgür insanın iradesi onu daha müreffeh bir hayatı yaşamaya itecektir.
2.Doğu mistisizmle din inancının sıkıştırdığı dünyevi hayatı yaşayamayan bir dünya. Batı, akılla materyalist düzeni geliştirerek zenginlik ve mutluluğunu zayıf toplumları sömürme üzerine kurmuş. Bunun ikisinin ortasında kültürün, inancın insani değerlerin yaşatıldığı, birlikte özgür, müreffeh ve mutlu olarak yaşamayı gerektiren bir düzen gerekli. Yani Doğu-Batı arasındaki sıkışmışlıktan kurtulmalıyız. Bunu Türk milleti olarak bizim genlerimizde bulunan özelliklerimizle yapılabileceğimizi düşünüyorum. En eski kültürümüz yaşadığımız tabiatla ortaklaşmamız ve birbirimizden huzur içinde faydalanmamız üzerine kurulu. Üzerinde yaşadığımız Anadolu nice medeniyetlerin yükselip yok olmasına şahitlik etmiş. Toprağı severseniz size yeryuvarlağının en bereketli- lezzetli nimetlerini sunuyor. Aynı zamanda bütün dünyanın gözü üzerinde olan bir coğrafya. Bir yandan çağdaş dünyanın sahip olduğu teknolojinin nimetlerini geliştirip onu insanlığın hizmetine sunmalıyız diğer yandan insanca yaşamanın gereği olan, insanın sahip olduğu değerlerinin özgürce yaşamasını sağlamalıyız. Bu akıl yoluyla bilimin geliştirilmesi, farklılıklara hoşgörüyle bakılması ve aynı zamanda bu farklı inanç ve kültürlerin başkaları üzerinde tahakküm kurmasının önüne geçilmesiyle mümkün. Yani Atatürk’ün koyduğu, laiklik, bilim, cumhurun iradesinin hakim kılınması ilkelerinden vaz geçmemeliyiz.
3.Tarih boyunca insanoğlu en çok dinî inançları için savaşmış. Evreni var eden Tanrı bir ise bütün insanlığın Tanrısı bir olmalı! Allah, Tanrı, Huda, Rab, God, Boga…vd. adları başka da olsa aynı güç ve bu güç yarattığı canlının kötü olmasını istemez. Canlıyı öldürmek, yalan söylemek, ahlaksızlık etmek, başkalarına zarar vermek herhangi bir inançta hoş görülemez. İnançları kendi dünyevi çıkarları, iktidarları için kötüye kullananları, içinde yaşadığımız dünyada bütün insanlık açıkça görüyor ve doğruyu yanlışı ayırt edebiliyor. Bu yüzden insanın kutsalını, kültür değerlerini kendi ve yandaşları için çıkar amaçlı kullananlar er geç kaybedecekler. Türk milletinin genlerinde diğer milletlerden daha fazla bulunan farklıyı hoş görme, mazlumun yanında olma, toprağına bağlılık, vatanı ve milleti için kendini kolayca feda etme yetenekleri önümüzdeki yüzyılda bizim yeniden dünya gücü olmamızı sağlayacak.
4.Bugün din kurallarına göre yönetilen en büyük şeriat devleti İsraildir. Ve dünyanın en zalim devleti de İsraildir. Ne İsrail’in bebelere, çocuklara, kadınlara acımayan din kuralları ne de kendi içinde asırlardır kendi mezhebinden olmayana hayat hakkı tanımayan Hırıstiyanların ve Müslümanların insan hayatını hiçe sayan savaşçı inançları insanlığın geleceğine yön veremez. Gelecekte insanlar inançların diyanet işleri başkanımızın yaptığı gibi minbere kılıçla çıktığı yönünü benimsemeyecekler. Gül’le temsil edilen sevgi yönü öne çıkarılacak. Hiçbir inanç kılıçla fethettiği kültürlerin üzerinde kalıcı olamamıştır. Müslümanlar ancak önce kendi içlerinde olmak üzere barış yoluyla dünyaya hükmedebilirler. Biz barış yolunu kullanarak bunu gerçekleştireceğiz.
5. Araplar, Çinliler, Ruslar hâkim oldukları bütün coğrafyalardaki kültürleri yok edip yerine kendi kültür ve inançlarını hakim kıldılar. Moğollar az kalsın insanlığın soyunu kurutuyordu. Avrupalılar Afrika’yı sömürü kıtasına döndürdüler. Amerika’ya gidip yerel insanlara soykırım uygulayıp hem insanlarını hem kültürlerini yok ettiler. Bugün Amerikalılar çeşitli bahanelerle asker gönderdiği coğrafyalarda insanoğlunun perişan ve yok olmasına sebep oluyor. Biz Türkler bilinen beş bin yıllık tarihimizde Asya kıtasının tamamına yakınına, Afrika’ya, Avrupa’ya hükmettiğimiz coğrafyalarda hiçbir kültürün, hiçbir milletin yok olmasına sebep olmadık. En büyük zaafımız kendi kendimizi kırmamızdı. Tarih tecrübemiz bize gösteriyor ki önümüzdeki yüzyılda dünyanın üzerine Anadolu’da Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin önderliğinde Türk güneşi doğacaktır. Bu kez dünya hükümranlığımız kılıçla, topla, tüfekle olmayacak; hoşgörü, sevgi, karşılıklı çıkar ve mutluluk üzerine kurulacaktır. Bunu yaparken genlerimizde bulunan yönetme kabiliyetimizi kullanacağız.
Binlerce yıl yaşayacak Türk milleti ve Türk Cumhuriyeti.
Yeter ki sen atalarına layık bir şekilde çalış Türk genci…
Prof. Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu