Bu makale, Ord. Prof. Sadri Maksudi Arsal’ın ölümünün altmışıncı yılına gelinirken, torunlarından biri tarafından kaleme alınmış, yaşamı ve yaptıkları konusunda bir değerlendirme yazısıdır. Yaşamının ana hatları iki ayrı bölümde aktarılmaktadır. Türkiye’de pek bilinmediği için, ülkeye gelmeden önceki dönemini içeren ilk bölüm daha kapsamlıdır. Sadreddin Nizametdinoviç Maksudof’un hayatının Duma üyeliğinden kültürel özerklik teorisyenliğine, Milli-Medenî Muhtariyet reisliğinden sürgüne gidişine, Paris’te öğretim üyeliğinden yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne davet edilişine kadar olan safhaları ilk bölümde ele alınmaktadır. Ankara’da Hukuk Fakültesi öğretim üyeliği ve dersine Atatürk’ün gelişi, daha sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyeliği, Türk hukuk tarihi bilim dalını kuruşu, Çankaya sofrasının müdavimliği, dil reformuna, Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşuna ve Türk Tarihinin Ana Hatları’nı yazılışına katkıları, üç dönem milletvekilliği ve Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye temsilciliği ile kaleme aldığı çeşitli eserler ikinci bölümde yer almaktadır. Adile Ayda’nın yazdığı biyografiden bu yana oluşan bibliyografya eklenmiştir. Makalenin sonundaki “ek”te ise, okurun Sadri Maksudi’nin nasıl bir çevrede dünyaya geldiğini anlayabilmesi için, doğduğu toprakların çok kısa bir tarihçesi verilmektedir.
Soğuk Savaş’ın henüz başlarında, Türkiye’de Erken Cumhuriyet döneminde ulus inşa sürecine büyük katkıları bulunmuş bir devlet adamı, İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Aynı zamanda bir bilim adamı ve düşünür olan Ordinaryüs Profesör Sadri Maksudi Arsal, ağırlaşınca kaldırıldığı Gureba hastanesinde 1957 yılının 20 Şubat günü, olağan dışı bir yazgının ardından yetmiş dokuz yaşında vefat ettiği zaman geride eşi, evli iki kızı ve dört torunundan başka, dönemin başbakanı Adnan Menderes’ten popüler maç spikeri Halit Kıvanç’a, çoğu toplum içinde sivrilmiş sayısız öğrenci, ve çeşitli makale ile aralarında Türk Dili İçin (1931), Türk Tarihi ve Hukuk (1947) ve Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları (1955) gibi bugün klasikleşmiş eserler bırakıyordu. Atatürk’ün, bir “forum,” ya da “beyin fırtınası” ortamı olarak kullandığı sofrasının müdavimlerinden, bir başka deyişle, fikirlerine danıştığı kişilerden biri olmuş olan Sadri Maksudi, (fiilen yazarlarından biri olduğu) resmî tarihin mimarlarından, ve dil devriminin arka plandaki itici güçlerindendi. (Daha sonra fakülte yapılarak Ankara Üniversitesi bünyesine katılacak) Ankara Hukuk Mektebi’nin kurucu öğretim üyelerinden biri olarak görevde bulunmuş, yıllarca Ankara ve İstanbul üniversiteleri hukuk fakültelerinde ders vermiş; ayrıca tek parti döneminde 1931 ilâ 1935 yılları arasında Şebinkarahisar, 1935-1939 arasında ise Giresun, Demokrat Parti’den de 1950-1954 arasında Ankara milletvekilliği yapmıştı.
Ancak yaşamı boyunca gerçekleştirdikleri, yukarıda çok özetle sayılanlardan ibaret değildi. Sadri Maksudi, üç değişik parlamentonun üyesi olmuş belki de tarihteki tek kişidir. Ayrıca, kuram olarak ilk defa on dokuzuncu yüzyılda ortaya atılan ama Soğuk Savaş döneminde tamamıyla unutulan, daha sonraki gelişmelerde ise bambaşka bir bağlamda yeniden gündeme gelen “kültürel özerklik”in, yirminci yüzyılın başında kendine özgü bir tasarısını kaleme alan bir siyaset bilimi kuramcısı, arkasından da bu tasarıyı uygulamaya koymuş bir devlet adamıdır.