Anasayfa / E-Kitap / Makaleler / Türkçe Makaleler / Osmanlı Sarayı Enderun’unda Kur’an Kültürü
Osmanlıda Kuran Eğitimi
Osmanlıda Kuran Eğitimi

Osmanlı Sarayı Enderun’unda Kur’an Kültürü

Biz bu tebliğimizde Osmanlı Devleti’nin en önemli kuramlarından biri­si olan Enderün ve oradaki Kur’an kültürü üzerinde duracağız. Enderün’da Kur’an kültürü ile ilgili hususları tespit etmeden önce bu teşkilat hakkında kısaca bilgi vermenin uygun olacağını düşünüyoruz.

Osmanlı Sarayı; Enderün, Bîrûn ve Harem olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden biri olan Enderün; sözlükte bir şeyin içi, dâhili ve kalbi manalarına gelen Farsça bir kelimedir.[1] Enderün, Osmanlı’da ise daha çok saray ve mabeyn karşılığı olarak kullanılmış ve “Enderün-ı Hümâyün” şeklinde de ifade edilmiştir.[2]

İstanbul’da Topkapı Sarayı’nın üçüncü kapısı Bâbüs-saâde[3] ile Hasbahçe Kapısı (Gülhâne’ye açılan kapı) arasındaki üçüncü ve dördüncü avlu ile bu avlulardaki binaların tamamı Enderûn teşkilatı içerisinde yer alır[4] ve buraya herkesin girmesine izin verilmezdi. İşte bu kısma sarayın iç kısmı olması sebebiyle Enderûn-ı Hümâyûn denilmiştir.[5] Osmanlı tarih kaynaklarında belirtildiği gibi burası pek çok olaya tanıklık etmiştir: Dîvân-ı Hümâyûn müzakereleri, Pâdişâh cülûsları, elçi kabulleri, muayede (bayramlaşma) me­rasimleri, askerlere ulûfelerinin dağıtımı gibi devleti yakından ilgilendiren olay ve gelişmeler.[6]

Osmanlı Devleti’nde Enderûn, üst düzey idârî ve askerî kadronun yetiş­tirilmesi için teşkil edilmiş bir saray eğitim kurumudur. Enderûn, XV yüzyıl ortalarından itibaren medrese[1] dışında en önemli resmî eğitim kurumu olma özelliği taşır. Bu yönüyle Osmanlı’da, devletin ana kurumlarının işleyişinde çok mühim bir fonksiyonu hâizdir. Böyle bir teşkilatı oluşturmadaki gaye de; farklı din, dil ve kültürlerden oluşan yapıyı idare edebilecek güvenilir ve kali­fiye yönetici kadroları yetiştirmektir. Osmanlı Devleti’nin çok farklı ırklardan oluşan bir sosyal yapısı olması nedeniyle, böyle bir eğitim kurumu için kan bağı yerine kültür ve disiplin temel prensip olarak benimsenmiş; kadrolar da bu anlayış içerisinde yetiştirilmiştir.[2] Bu hedef doğrultusunda Enderûn; Kü­çük Oda, Büyük Oda, Doğancı Koğuşu[3], Seferli Koğuşu, Kiler Koğuşu, Hazine Koğuşu ve Has Oda olmak üzere yedi ayrı sınıf hâlinde tanzim edilmiştir.

Enderûn’un Sultân II. Murâd (v. 1421-1451) veya Fatih Sultân Mehmed (v. 1451-1481) zamanında kurulduğuna dair iki ayrı görüş olmakla beraber, Sultân II. Murad tarafından Edirne Sarayı’nda kurulduğu ve esas teşkilatına Sultân Fatih zamanında kavuştuğu söylenebilir.[4] Daha sonraki pâdişâhların dönemlerinde de gelişmesini sürdüren Enderûn Mektebi[5], 1 Temmuz 1909 tarihinde yayımlanan bir kararname ve bir talimatname ile lağvedilmiştir. 1923’den sonra Topkapı Sarayı, müze ve kütüphane hâline getirilmiş; bütün memur ve müstahdemler bu işlerle görevlendirilmiş ve böylece bu müessese- nin de beş asırlık ömrüne son verilmiştir.[6]

TAHİR GÜNGÖR
MARMARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

 

PDF Dosyasına Ulaşmak İçin Tıklayınız ...

Hakkında Abdullah Cinkara

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

Yazıt Bilimci Kimdir?

Eski Türk boy ve topluluklarına ait (Kök) Türk harfli yazıtların önemli bir kısmı bugün Asya ...