Rus İstilasına Karşı Türkmenlerin Mukavemeti ve Gök-Tepe Katliamı
Türkmenler ile Ruslar arasındaki ilk münasebet, XIX. asrın ilk yarısında, daha önce
Kazan, Astrahan, Baskınlar ülkesi ile Kazakistan’ı kontrollerine almış olan Rusların,
İranlılara karsa kazandıkları başarılar neticesinde Hazar denizindeki Aşurada’da bir üs
kurmalarından sonra başlamıştır.
Kırım Harbi’nin patlak vermesi ile bu havalideki Rus faaliyetleri geçici olarak durmuş
ise de 1859’da Hazar’ın doğu sahillerindeki Balkan Körfezinde bir kale kurmalarından sonra
Ruslar, Türkmenlere karşı askerî seferlere başlamışlar ve pek çok Türkmen yerleşme
merkezini tahrip etmişlerdir. Esas Türkmen kuvvetleri doğuda Hîve ve İran hücumlarını
önlemeye çalıştıkları için bu Rus tecavüzüne karşı gerekli mukavemet gösterilememiştir. Bir
müddet sonra Ruslar da Hokand ve Buhara’yı hâkimiyetlerine almak istedikleri için,
Türkmenlere karşı hasmâne hareketlerine ara vermek ihtiyacını duymuşlardır. Fakat Ruslar,
1869 sonbaharında, Hokand ve Buhara’yı hâkimiyetleri altına alır almaz, Türkmenlere karşı
Hazar kıyısında Kızıl-Su (Krasnovodosk)’da Kafkaslardan getirdikleri kuvvetlerle ansızın
hücuma geçtiler. Kopet-Dağı stratejik mevkiine doğru uzanan yol üzerindeki Taş-Avrat ile
Molla Kara kaleleri, Rus kuvvetleri tarafından işgal edildi. Batı Türkmenistan’ı idare etmekte
olan Nur Verdi Han ile Tıkma Serdar kumandasındaki bir kısım Türkmen kuvvetleri Rusları
buralardan atmak için yaptıkları hücumlarda, Rusların teknik ve ateş gücü üstünlüğünden
dolayı, bir netice alamadılar. Ruslar, getirdikleri yeni takviye kuvvetleri ile Hazar’ın bütün
doğu kıyılarını birer birer zapt edip Türkmenlere ait ne varsa yağma etmişlerdir. Ertesi sene,
1872’de, Albay Markozov kumandasındaki Rus kuvvetleri Hazar kıyılarından Hîve’ye doğru
giden yol üzerindeki bütün Türkmen kale ve köylerini yakıp yıkarak 1873 ilkbaharında
yapacakları Hîve seferi için bütün hazırlıklarını tamamladılar.

Türkmen Askerler
Rusların, Orta Asya’da hızla ilerleyerek Hokand ve Buhara Hanlıklarını istila etmeleri
ve Hazar’ın doğu kıyılarını da alarak Hîve üzerine yürümek için hazır hâle gelmeleri
Türkmenleri ve Hîvelileri büyük bir telaşa sevk etmiştir. Bilhassa Buhara’nın Rus işgaline
düşmemesi için Türkmenler büyük gayret sarf etmişler ve hatta Buhara’ya yardımcı
göndermek istemişler ise de bir netice alamamışlardı. İleride Türkmenleri Ruslara karşı
yönetecek olan Nur Verdi Han, tehlikenin büyüklüğünü idrak ederek Hîve’ye gitmiş ve Han
Seyyid Muhammed Rahîm ile görüşerek Rus ilerleyişine karşı birlikte hareketi kararlaştırmışlardır.
Ne var ki Hîve Hanı’nın Rus ilerleyişini durdurmak için yaptığı bütün
teşebbüsler neticesiz kalmış ve 1873 baharında Hîve, Rus kuvvetleri tarafından istila
edilmiştir.
Hîve’nin Rus işgaline uğramasından sonra, “biz, Rusların memleketine hiçbir zaman
saldırmadık, onlar bizim memleketimize niçin saldırıyorlar” diye bu saldırı sebebini
öğrenmek isteyen ve esasında Hîve Hanlığını ayakta tutan yegâne kuvvet olan Yamud
Türkmenlerinin Ruslar tarafından barbarca katledilmeleri, Türkmenler üzerine tam bir şok
tesiri yapmıştır. Bu olaydan sonra Türkmenler, sıranın artık kendilerine geldiğini anlamaya
başlamışlardır. Nitekim ertesi sene (1874) Ruslar, Kafkas askerî valiliğine bağlı olarak Hazar
Ötesi Valiliği (Zakaspiskaya Oblast)’ni kurduklarını ilan ederek Türkmenistan’ı işgal etmek
niyetinde olduklarını göstermişlerdir.
Hazar Ötesi Valiliğine getirilen General Lomakin’in takip ettiği kurnaz politika
sonunda bazı Türkmen Beyleri Rus hâkimiyetini kabul etmeye meyledince, Kuşid Han ile
Nur Verdi Han başta olmak üzere Türkmen liderlere acil tedbirler almaya mecbur
kalmışlardır. Alınan tedbirlerin başında Türkmen boylarının Ruslarla her türlü temaslarının
men edilmesi geliyordu. Türkmen liderlerinin bu kararı üzerine Lomakin, tekrar ilerlemeye
başlamış ve büyük bir mukavemet görmeyince de Kafkaslardaki ordu kumandanı Çar’ın
kardeşi Prens Mihael’e müracaat ederek Türkmen meselesini tam olarak halletmek için izin
istemiştir. Fakat Çar’ın kardeşi yaklaşmakta olan 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’ni düşünerek
bu isteği şimdilik yerine getirmemiştir. Buna rağmen General Lomakin, emrindeki kuvvetlerle
Gök-Tepe’ye giden yol üzerindeki Kızıl-Avrat kalesine kadar ilerlemiş ise de Türkmenlerin
buraları boşaltıp geri çekilmeleri üzerine bir netice alamadan geri dönmüştür. Türk-Rus
Harbi’nin patlak vermesi üzerine Ruslar, Türkmenistan’daki kuvvetlerinin büyük bir kısmını
Kafkaslara çekmek mecburiyetinde kalmışlar ve bu vesileyle de Türkmenler ile Ruslar
arasında geçici bir sulh devri başlamıştır.
Bu arada, Rusların geri geleceğini iyi bilen Kuşid Han ile Nur Verdi Han, bir taraftan
Afganistan’a elçiler yollayıp yardım sağlamaya çalışırlarken, diğer taraftan da Ruslara karşı
memleketlerini müdafaa etmek için gerekli hazırlıkları yapmaya ve aynı zamanda
İstanbul’daki karındaşlarının Moskoflarla harplerinin neticesini merak ve heyecanla
beklemeye başlamışlardı. 1877-1878 harbinin Türkiye aleyhine sonuçlanması Türkmenlerin
morallerini oldukça bozmuş ve hatta bazı beyler, “Beyaz Çar’ın ordularına İslambol’daki
karındaşlarımız top ve tüfenkleri varken mukavemet edemedikten sonra biz nasıl karşı
koyarız” diye ümitsizliklerini ifade edip, Ruslarla iyi bir antlaşma yaparak onların
hâkimiyetini kabul etmeyi teklif etmişlerdir.
Bu sırada Kuşid Han’ın vefatı Türkmenler arasında tam bir kararsızlık havası yaratmış
ise de o zamana kadar Batı Türkmenistan (Ahal)’ı yönetmekte olan Nur Verdi Han’ın
Türkmen Cumhuriyeti’nin başına getirilmesi, bu kararsız ve ümitsiz havayı yok etmiştir.
Türkmen parlamentosunun yaptığı fevkalâde toplantı sonunda, başta Nur Verdi Han olmak
üzere, bütün Türkmen ileri gelenleri kılıç-ve Kur’an üzerine yemin ederek memleketlerini son
damla kanlarına kadar müdafaaya karar vermişlerdir. Bunun arkasından toplanan
“HarpMeclisi”nde, memleketin bütün kalelerinin tahkim edilip kuvvetlendirilmesi kararlaştırıldı.
Şayet başlangıçta Rus hücumlarına karşı koyamazlarsa Kopet-Dağı eteklerindeki Gök-Tepe
kalesine kadar olan yerleri yakıp-yıkarak boşaltacaklar ve kendilerini, çok iyi tahkim ettikleri,
Gök-Tepe’de müdafaaya çekileceklerdi.
Türkmenler, vatanlarını bu şekilde müdafaaya hazırlanırken, 1879 baharında, Çarlık
Rusyası, Türkmenistan’ı istila edecek Rus kuvvetleri komutanlığına, Kafkaslardaki
Müslüman ahaliye karşı sert tutumuyla nam salmış olan, Ermeni asıllı General İ.D. Lazaryev’i
atadı. General Lazaryev, bütün ihtiyaçları karşılanmış 19.000 kişilik kuvvetinin başında Hazar
Denizinin doğusundan Türkmenistan içlerine doğru ilerlerken ölümü, yerine geçen yardımcısı
General Lomakin ise ileri harekâta devam etmiştir.
Diğer taraftan Ruslar, Türkmenistan’ın batısından bu istilaya başlarken, doğuda
Hokand, Buhara ve Hîve’yi Türkistan Umumî Valiliği adı altında birleştirip idaresine
verdikleri General Kaufman’a, zaruret hâlinde, doğudan Merv üzerine yürüyebilmesi için
hazırlıklı olması emrini vermişlerdi. Böyle bir ihtimal göz önünde bulunduran Nur Verdi Han,
Merv’de kalmış, maiyetine iyi bir kumanda heyeti verdiği oğlu Berdi Murad Han’ı batıdan
gelebilecek Rus istila kuvvetlerine karşı koymak üzere Türkmen kuvvetlerinin
kumandanlığına tayin etmişti. Berdi Murad Han genç yaşına rağmen Ruslara karşı
kahramanca çarpışmış, onları durduramayacağını anlayınca da babasının verdiği direktif
gereğince diğer kaleleri boşaltarak Gök-Tepe’ye çekilmiş ve orada düşmana karşı savaşı
kabul etmişti.
Haziran 1879’da ileri harekâta geçen Ruslar, Hazar’dan itibaren boşaltılan veya
boşaltılamayan bütün Türkmen köy ve kalelerini alarak Ağustos sonlarında Gök-Tepe
yakınlarındaki Bendesen kalesini de ele geçirdiler. 31 Ağustos’ta General Lomakin’in
başkanlığında toplanan “Harp Meclisi” ile Rus subayları, Gök-Tepe’ye yapılacak taarruzun
planlarını son bir defa gözden geçirerek Türkmenlere kati bir darbe indirilmesini
kararlaştırdılar.
Ruslar, 9 Eylül 1879’da, topçu ateşi ile hücumu başlattılar. Fasılasız saatlerce devam
eden bombardımanın verdiği can ve mal kaybı çok korkunçtu. Bu öldürücü top ateşinden
canlarını kurtarmak isteyen kadınlarla çocukların kaleden kaçmalarına ise Rus süvarileri mâni
oluyorlardı. Nihayet durumu kendileri için müsait gören General Lomakin, umumî bir taarruz
emri verdi. Berdi Murad Han ve arkadaşları da bu anı bekliyorlardı. Zira memleketleri istila
edilmeye başlanıldığından beri düşmanın silah üstünlüğü yüzünden göğüs göğüse mertçe
savaşmak fırsatını bulamadıklarından Rus silahları karşısında büyük telefat veriyorlardı.
Rusların hücuma geçmesi üzerine kanal içlerinde ve siperler arkasında gizlendikleri
yerlerinden ileri fırlayan Türkmenler, Ruslarla amansız bir mücadeleye başladılar. Savaş
birdenbire Ruslar aleyhine dönmüştü. Kaçmakta olan düşmanı askerlerinin başında kovalayan
Berdi Murad Han’ın atılan bir top mermisi ile paramparça olması tam bir Türkmen zaferine
mâni oldu. Zira liderlerinin ölümü bir an da olsa Türkmenleri duraklatmış, bu ise Rusların
toparlanıp topçu ve mitralyöz ateşine başlamalarını sağlamıştır. Neticede Ruslar büyük bir
hezimetten kurtulmuşlardır. O geceyi büyük bir korku içinde geçiren Ruslar ertesi sabah tambir
bozgun hâlinde çekilmeye başlamışlardır. Türkmenler o kadar çok zayiat verip perişan
olmuşlardır ki, Rusların bu bozgun hâllerinden istifade dahi edememişlerdir. Ruslar istila
ettikleri bütün Türkmen topraklarını terk ederek Hazar kıyılarına kadar çekilmişlerdir.
Gök-Tepe’deki bu Türkmen başarısı Rusların o ana kadar Orta Asya’daki yenilmezlik
vasıflarını yıkmış, Rusya’da, Türkistan’da, Avrupa başkentlerinde ve İstanbul’da büyük
akisler uyandırmıştır. Gerek Rusya’da ve gerek Avrupa başkentlerinde bu olay tam bir Rus
yenilgisi olarak kabul edilirken, İslam ülkelerinde de bir zafer sevinci yaratmış, İstanbul’daki
Tercüman-ı Hakikat gazetesi Türkmen zaferini kutlayan yazılar yazmıştır.
Bu arada, Merv’den Gök-Tepe’ye oğlu Berdi Murad Han’ın naaşım almağa gelen Nur
Verdi Han; halk tarafından büyük bir coşkunlukla karşılanmıştır. Rusların tekrar geleceğini
iyi bildiği için Nur Verdi, Izgent’te topladığı bir Harp Meclisi’nde bütün kalelerin derhal
tamir ve takviyesi kararını aldırırken, İran’ın Bujnurd Valisi Yar Muhammed Han’a yazdığı
mektupta Türkmen görüşünü şöyle izah ediyordu: “Şayet Ruslar tekrar memleketimize hücum
ederlerse, son damla kanımıza kadar kendimizi müdafaa edeceğiz. Zira Türkmenler ile
Rusların taşıdıkları kanlar ayrıdır, iki milletin bir arada yaşaması ve iş birliği yapması tam
mânasıyla imkânsızdır”. Bu şekilde Türkmenler vatanlarını yeniden müdafaaya
hazırlanırlarken Rusya’dan da beklenen haberler gelmeye başladı.
Gök-Tepe mağlubiyeti Rusya’da, bilhassa başkent Petersburg’da, büyük tepkilere ve
öfkelere yol açmış, bir sene aradan sonra Türkmenistan’ın istilasına yeniden ve daha ciddî
hazırlıklar yapılarak karar verilmiştir. Mağlubiyetin müsebbibi olarak görülüp vazifesinden
azledilen General Lomakin’in yerine General Tergukasov getirilmiştir. Fakat bir müddet
sonra o da azledilerek Türkmenistan’ı işgal edecek kuvvetlerin başında, 1877-1878 Türk-Rus
Harbi’nde Plevne’de Osman Paşa’ya karşı inatla savaşan ve o zaman için Rusya’nın en büyük
komutanlarından biri addedilen General M.D. Skobelev komutan tayin edilmiştir.
Ruslar şu iki sebepten Türkmenistan’ın istilasını zaruri görüyorlardı: 1- Müstakil bir
Türkmenistan’ın varlığı Orta Asya Hanlıklarının istiklâl arzularını daima kamçılayan bir
unsur olarak görülüyordu. 2- Kafkasları Hazar üstünden Orta Asya’ya bağlayan ticari ve
stratejik yolun Türkmen topraklarından geçmesi bu ülkenin Ruslar tarafından kontrolünü icap
ediyordu. Böylece Ruslar, bütün Türkistan ülkelerine sahip olmayı planlıyorlardı.
1880-1881 yıllarındaki yeni sefer için tartışmasız her türlü imkânın kendisine verildiği
General Skobelev, ilk iş olarak önce maneviyatı bozulan eski birlikleri Kafkaslardan
yenileriyle değiştirmek oldu. Mühimmat ve yiyecek ulaşımı için Hazar’ın doğusundan Gök-
Tepe’ye doğru uzanan bir de demiryolu yapımına başladı. Nisan 1880’de bütün hazırlıklarını
tamamlayan General Skobelev, Hazar’ı geçerek Türkmen toprakların a girdi.
Bu arada, yaklaşmakta olan Rus istilasına karşı vatanını müdafaa için memleketin bir
ucundan diğer ucuna yılmadan koşturan Nur Verdi Han’ın 5 Mayıs 1880’de aniden
hastalanarak ölmesi Türkmenler üzerinde tam bir şok tesiri yaptı. Fakat kendilerini çabuk
toplayan Türkmenler Nur Verdi Han’ın küçük oğlu Mahtumkulu’yu Han seçip Tıkma Serdar ile birlikte
üç kişilik bir danışmanlar heyeti tayin ederek müdafaa hazırlıklarına enerjik bir
şekilde devam ettiler.
Hazırlıklarının büyük bir kısmını tamamlayan Skobelev, Haziran başlarında emin bir
şekilde Türkmen topraklarında ilerlemeye başladı. Bu Rus ilerleyişine Tıkma Serdar
kumandasındaki Türkmen süvari kuvvetleri şiddetle ve kahramanca karşı koymaya
çalışmışlar ise de düşmanın üstün ateş gücü istedikleri neticeyi almalarına mâni olmuş,
1879’da yaptıkları gibi, adım adım geri çekilerek esas savaşı Gök-Tepe’de yapmaya karar
vermişlerdir. 1879 mağlubiyetinin intikamıyla hareket eden Skobelev, Gök-Tepe’ye kadar
bütün Türkmen köylerini ve kalelerini yakıp yıkarak ve kaçamayan ahaliyi de insafsızca
katlederek Ekim başlarında Bami’ye geldi. Aralık sonuna kadar Türkistan’dan takviye
birlikleri olan Skobelev, hazırlıklarının son safhasını da tamamlamış oldu.
Rus işgal kuvvetleri komutanı General Skobelev, 31 Aralıkta neşrettiği bir emirname
ile savaşa hazır olunmasını bildirmiş ve sonra da askerlerine şöyle hitap etmiştir: “…Düşmanı
elimizdeki mükemmel silahlarla ve disiplinimizle yeneceğiz… Mitralyöz ve topçu ateşiyle
Türkmenleri yok edeceğiz…”. Ruslar, 1 Ocak 1881’de Gök-Tepe’nin bütün yollarına hâkim
olan Yengi Kale’ye iki kol hâlinde hücum ederek bu mühim mevkiyi çok az bir zayiatla zapt
ettiler. Yengi Kale’nin düşmesinden sonra Türkmenler Gök-Tepe’ye her an Rus hücumunu
beklediler ise de kaleyi iyice kuşatıp top ateşi ve mayınla almak fikrinde olan Rus komutanı
beklenen hücumu geciktirdi.
Ruslar, 4 Ocak’tan itibaren yer altından kazdıkları kanallarla mayın döşeme işine
başladılar. Bu arada Skobelev kuşatma kuvvetlerinin sağ cenah komutanlığını Albay
Kropatkin’e, sol cenah komutanlığın da Albay Kozelkov’a verdi. Kale duvarlarına kadar
kanallar açıp duvarlar altına mayın döşeme vazifesini de Albay Rutkovski’ye verdi. Rus
generali bundan sonra mayın çalışmalarından Türkmenlerin dikkatlerini başka taraflara
çekmek için onların tek ric’at yolu olan Aşkabad yoluna General Petruseviç komutasında bir
birlik gönderdi. Petruseviç komutanlığındaki bu Rus birliği ateş mevziine yaklaşır yaklaşmaz
Türkmenler ateşle mukabele ettiler. Müessir Türkmen ateşi karşısında bocalayan Rus
askerleri kendilerini Gök-Tepe’nin Aşkabad cihetindeki duvarları dibine güç attılar. Bunu
gören Rus komutanlığı hemen takviye birlikleri göndererek Türkmenleri topçu ateşine
tuttular. Fakat bu öldürücü düşman ateşinden yılmayan Türkmenler yeniden taarruza geçerek
Rusları püskürtmeyi başardılar.
Bu hücumla Skobelev, Türkmenlerin dikkatlerini kuşatma hazırlıklarından
uzaklaştırmıştı. 5 ve 6 Ocak’da da devam eden kuşatma hazırlıkların 7 Ocak’da,
tamamlayınca, Ruslar, bunu top ateşiyle kutladılar. Aşkabad istikâmetinde yeni bir gösteri
yaptırarak Türkmenleri oyalayan Skobelev, ikinci mayın yatağını genişlettirecek olan kanalı
da tamamlattı.
Diğer taraftan Türkmenler, Tıkma Serdar ve Mahdum Kulu Han önderliğinde bu Rus
mayınlarından bihaber, düşmanın 1879’da olduğu gibi tekrar Gök-Tepe’ye hücumlarını
bekliyorlar ve onlarla kıyasıya vuruşmayı ümit ediyorlardı. Fakat beklediklerinin
gerçekleşmemesi onları büyük bir şaşkınlığa sevk etti. Türkmenlerin tek şansı olan düşmanla
göğüs göğüse çarpışma imkânı tahakkuk etmeyeceğe benziyordu. Çok geç de olsa
Rusların mayın döşeme ve diğer kuşatma taktiklerinin farkına varmışlar idi. 9 Ocak akşamı
Ruslar yine çalışmaya başladılar. Buna göre Türkmenler, Tıkma Serdar kumandasında ani bir baskın
yaparak mayın kazmakta olan Rus birliklerini perişan ettikleri gibi, o kanadı kontrol etmekte olan
Kuropatkin’in birliklerine de büyük zayiatlar verdirmişlerdir. Bu baskın esnasında bir Rus alay sancağının
Türkmenlerin eline geçmesi Rusların maneviyatını oldukça bozmuştur. Şaşkınlık ve kızgınlık içine düşen
General Skobelev, bu Türkmen baskısına mutlaka bir cevap verilmesi ve askerinin maneviyatının
düzeltilmesi için harekete geçti. Albay Kuropatkin kumandasındaki birliklere emrederek ne pahasına
olursa olsun karşı baskında başarılı olmalarını istemiş ve kalenin güney-doğu kısmına hücum ettirmiştir.
Kesif bir topçu ateşinden sonra yapılan bir hücumla Türkmenlere ağır zayiat verdirilerek tatmin olunmuştur.
Fakat. Rusların bu gövde gösterisi Türkmenleri yıldıramamıştır. Nitekim Rus topçu
ateşine rağmen Türkmenler, 11 Ocak gecesi bu sefer düşmanın sol cenahına büyük bir baskın
yapmışlardır. Ruslara büyük kayıplar verdiren Türkmenler bir top ile yüzlerce tüfek ve birçok
cephaneyi de ele geçirmeye muvaffak olmuşlardır. Fakat inatçı Rus komutanı yeni bir hücum
yaptırarak karargâhını biraz daha Gök-Tepe surlarına yaklaştırır. 16 Ocakta Türkmenler yeni
bir baskın düzenlemişler ise de Ruslar böyle bir hücum için hazırlıklı olduklarından
Türkmenler topçu ve mitralyöz ateşinden büyük zayiat vererek geri çekilmek mecburiyetinde
kalmışlardır.
18-23 Ocak 1881 arasında Gök-Tepe surları altına mayınları yerleştiren Ruslar 24
Ocakta Skobelev’in emri ile genel taarruza geçerler. Aynı zamanda bir kısım süvari
kuvvetlerini göndererek Aşkabad cihetine Türkmenlerin geri çekilme yollarını da kapatırlar.
Bütün ihtiyat kuvvetlerinin de katıldığı bu genel taarruza büyük bir topçu ateşiyle başlar.
Öğleye kadar devam eden Rus hücumu öğle vakti yavaşlatılıp, birlikler Skobelev’in emri ile
düzenli bir şekilde geri çekilir. Birliklerin geri çekilmesi tamamlanır tamamlanmaz da
mayınlar ateşlenerek kale surları havaya uçurulur. infilâklar Türkmenler arasında büyük
zayiata korkuya sebep olur. Halk can havliyle Aşkabad istikametinde kaçmaya başlar. Tekrar
hücuma geçen Ruslar hem kaçan halkı ve hem de kale müdafilerini amansız bir mitralyöz ve
top ateşine tutarlar. Aman dilemelerine aldırmadan çocuklar, kadınlar ve ihtiyarlardan oluşan
halk insafsızca katledilir. Gök-Tepe müdafileri de kalelerini adım adım müdafaa ederek şehit
olurlar. Ertesi gün, yani 25 Ocak 1881 sabahı harp sona ermiştir: Türkmenler mağlup olmuş
ve Ruslar kazanmışlardır. Bu arada Türkmenleri bütün kahramanlıklarına rağmen
kurtaramayan ve bir oğlunu da Gök-Tepe’de şehit veren Tıkma Serdar ile Mahdum Kulu,
Aşkabad cihetine çekilmek mecburiyetinde kalmışlar.
1-25 Ocak 1881 arasında vuku bulan çarpışmalarda Ruslar 1 general, 20 subay ve 268
asker ölü vermişlerdir. Türkmenler ise 6.300 kişiyi müdafaada, 28.000 (kadın, çocuk ve
ihtiyarlar dâhil olmak üzere) kişiyi de Rus katliamında kaybetmişlerdir.
Türkmenleri mağlup eden Skobelev, neşrettiği bir bildiri ile Gök-Tepe’den kaçanlar
ile diğer Türkmenlerin Rus Çarının hâkimiyetini kabul etmelerini bildirmiştir.
Türkmenlerden bir cevap alamayınca da ileri harekâtına devam ederek Aşkabad’a kadar olan Türkmen
topraklarını işgal etmiştir (30 Ocak 1881).
Türkmenlerin Gök-Tepe’de yediği darbe çok büyük idi. Manen ve maddeten perişan
olmalarının yanı sıra çok insan kaybına da uğramışlardı. Üstelik memleketlerinin en güzel
kısımları düşman işgaline uğramıştı. Korkunç ve üstün silah gücüne sahip düşmanlarını
yenmek ve onları memleketlerinden atmak için hiç bir kimseden ve yerden yardım görme
ihtimalleri de yok idi. Çok dengesiz bir mücadelede düşmana karşı vatanlarını, dinlerini ve
şereflerini kahramanca savunmuşlardı. Sonunda Rus generalinin dâvetine uymaktan başka
çıkış yolları kalmadı. Nihayet, Nisan 1881’de Tıkma Serdar, birkaç ay sonra da Mahdum
Kulu, Ruslara teslim oldular. Bu şekilde Türkmenistan’ın stratejik bakımdan çok önemli olan
batı bölgesi Rus kontrolüne girmiş oldu.
İngilizlerin baskısı ile Rus birlikleri Aşkabad’dan sonra Türkmen topraklarında
ilerlemelerini durdurmak mecburiyetinde kaldılar. Bundan ümide kapılan Merv bölgesindeki
Türkmenler, İngilizlere heyetler ve mektuplarla başvurarak kendilerinin Rus istilasına karşı
korunmalarını istediler. Ümitsizlik içinde çırpınan Türkmenler bu ricalarının müspet bir
şekilde karşılanması için İngiliz tabiyetine girdiklerini dahi ilan ettiler ise de bir netice
alamadılar. Tahran’daki İngiliz büyükelçisi Türkmenlere verdiği cevapta ricalarının yerine
getirilemeyeceğini bildirdi. Bu menfî cevap Türkmenleri büyük bir sükût-u hayâle uğratmakla
beraber onlar yılmayarak memleketlerinin geri kalan kısmını Ruslara karşı müdafaaya
hazırladılar. Fakat Rus baskısı ve entrikaları Türkmenler arasın da iyice yayıldığından Ruslara
karşı koyma eğilimi gittikçe zayıflamaya başladı. Ruslar, Türkmenler arasındaki entrikalarını
Kafkaslarda doğmuş Müslüman bir Avar Türk’ü olan fakat Rus hizmetine girmiş Yüzbaşı Ali
Han (Alikhanov-Avarski) vasıtasıyla yürütmüştür. Ali Han-Avar, Türkmenlerin ileri
gelenlerine ve bu arada onların meşhur lideri Nur Verdi Han’ın dul eşi Gülcemal Hanım’a
Türkmenlerin daha başka felaketlere duçar olmadan Rus hâkimiyetini kabul etmelerinin en iyi
çıkar yol olduğum söyleyip ikna etmiştir. Nihayet, Gülcemal Hanım’ın başkanlığında son
defa toplanan Türkmen Meclisi’nde Türkmen ileri gelenleri, istemeyerek de olsa, Rus
hâkimiyetine girmeyi kabul etmişlerdir (Ocak 1884). Bu şekilde Ruslar tarafından 1869’da
başlatılan ve kanlı bir şekilde yıllar yılı devam eden Türkmenistan’ın istilası kansız bir şekilde
tamamlanmış oldu. Rus yöneticileri başarılı çalışmalarından dolayı Ali Han-Avar’ı Albaylığa
terfi ettirerek kendisin Merv’e vali tayin etmişlerdir. Ruslar, kendilerini yıllar yılı uğraştıran
Türkmenler için özel bir kanun çıkartarak onları diğer Türkistan Türklerinden ayırt etmişler
ve daha sıkı gözaltında bulundurmaya başlamışlardır.
Kaynak: PROF. DR. HALİL BAL, Türkistan Tarihi, İstanbul Üniversitesi
Yazarın konu ile ilgili tavsiye ettiği yazar ve kitap: Mehmet Saray, Türkmen Tarihi