VÂİZ: Cami ve mescidlerde hazır olan cemate islâmi mevzûular üzerinde izâhatla va’z-u nasihatte bulunan zattır. Va’iz cemiyette en lüzumlu bir vazifedir. Her müslimin okuyup dini hükümleri öğrenmesi farz ise de okutulmayanlar ve okumayanlar ve okuyanların da bilmedikleri olabilir. Dünya ve ahiret saâdeti ise bilgiye ve dînî hükümlere riâyete mütevakkıfdır. Vaiz İslâmiyetin hükümleri ile beraber zamâna göre nasıl hareket edilmesi lazım geldiğini izâhla nasihatte bulunur. Bu cihetle mev’iza islâmi bir vecibedir. Bütün İslâm Devletleri ve İslâm âlimleri tarafından va’z ve nasihate büyük ehemmiyet verilegelmiştir.
VÂKIF: Vakıf yapan kimsedir. Bkz. Vakf
VAKF: Menâfii insanlara ait olur vechile bir aynı Allah’ın mülkü hükmünde olmak üzere temlik ve temellükten habs ve men etmektir. Vakıf yapan kimseye vâkıf; ve vakf edilen ayn’a mevkûf ve vakfın menfaati kendilerine tahsis. ve şart olunan cihete meşrutün-leh ve mevkûfuıı-aleyh denir. Meselâ; bir han vakf ve gallesi ve geliri fakirlere (yoksullara) tahsis edilse bu hana mevkûf ve fukaraya meşrûtun-leh ve mevkûfun-aleyh denir.
VAKIF AKAAR: Gelir getiren vakıf, gayr-i menkul demektir. Cami, medrese, hastahâne vesâire gibi müessesâtı hayrîyyenin (hayır müesseselerinin) görüp gözetilmesi, tamir ve termîmi ve icâbında tevsi’ ve yeniden inşâsı suretiyle ihyâsı için lüzumlu masrafları temin zımnında vakfolunan han, hamam, bağ, bahçe gibi varidât temin eden gayri menkule denir.
VAKFA HİYANET: Mütevellinin vakıf hakkında câiz olmayan bir harekette bulunmasıdır.Vakfın bir akaarını zaruret yokken bilerek ecr-i mislinden fahiş noksanla kiralamak, vakıf akaarın kendi mülkü olduğunu iddia edip isbat ‘ edememek, vakfın gallesini vâkıfın şartı hilâfına sarf ve istihlâk etmek, vakfın imâr ve muhâfazasında ihmâl ile vakfa zarar vermek gibi şeylerdir.
VAKF-I EHLİ: Evlâd, evlâd-ı evlâd, akraba, ensâb vesâir eşhâsa âit vakıflardır. Mukabili hayrî vakıfdır ki cami, mescid, mekteb, medrese, hastane, kütübhâne, fakirlere meşrut ve benzeri vakıflar hayrî vakıftır.
VAKF-I FUZÛLÎ: Bir kimsenin mâlik olmadığı bir şeyi sahibinin izni olmaksızın bir cihete akf etmesidir ki mâlikinin icâzetine mevkûf olur. Sahibi icâzet verirse nâfiz vermezse bâtıl olur. Hatta mal sahibi icâzet vermeden evvel vakfeden o mala mâlik olsa o mal vakf olmuş olmaz. Meselâ; kimse akrabasından bir şahsın malını fuzûlen vakf edipte o şahıs bu vakfa icâzet vermeksizin verâseti vakfeden kimseye münhâsır olduğu halde vefât etse o mal vakfolunmuş olmaz.
VAKF-I GAYR-İ LÂZIM: Lüzum ifâde etmeyip feshi kabil olan vakıftır. Şöyle ki; bir kimse bir hanını vakf edip henüz mütevelliye teslim etmeden fakr-u zarurete düçâr olduğundan vakfından rücû’ etmek istese hakime müracaatla vakfın feshini talep eder ve hakim fesh ettiği takdirde han mülkü olarak kalır. Vefatı halinde vârisleri dahi hakime müracaatla vakfı fesh ettirilebilirler. Keza, vasiyyet tarikiyle bir malını vakf eden kimse vasiyyetinde musır olarak vefat etmedikçe o mal mülkünden çıkmaz ve her zaman vasıyyetinden kavlen ve fi’len rücû’ edebilir.
VAKF-I GAYR-İ SAHİH: Şartlarını câmi olmayan vakıftır. Vakfın şartları şöyle hülâsa edilebilir:
1-)Vâkıf temlik ve teberrua ehil olmak.
2-)Vâkıfın rızası bulunmak.
3-)Vâkıf mahcur olmamak.
4-)Vakf olunan mal akar veya vakfı müteârif menkul olmak.
5-)Vakf olunan mal ayn olup deyn ve menfaat olmamak.
6-)Vakf olunan mal muayyen olmak.
7-)Vakf olunan mal vâkıfın mülkü olmak.
8-)Vakıf müneccez olmak.
9-)Vakıfda hiyar-ı şart bulunmamak.
10-)Vakf olunacak ebniye ve eşcâr müstehikkul’kal’ olmamak.
11-)Gaye kurbet ve ibâdet olmak. Bu şartları ihtivâ etmeyen vakıf sahih değildir. Bkz. Vakf-ı müneccez, müstehikku’l-kal’.
VAKF-I IRSÂDİ: Bkz. İrsâdî vakıf, tahsisat kabillnden vakıf.
VAKF-I LAZIM: Feshi kabil olmayan vakıftır. Bkz. Lüzûm-ı vakıf.
VAKF-I MERİZ: Bir kimsenin maraz-ı mevtinde yâni ölüm hastalığında vakıf yapmasıdır. Ölüm hastalığı ol hastalıktır ki ekseriyya anda ölüm korkusu olduğu halde hasta erkek ise hânesi haricinde ve kadın ise hânesi dahilinde olan işlerini görmekten âciz olup bu hal üzere bir sene geçmeden vefat eyleye. Eğer hastanın hastalığı daima bir hal üzere olup bir sene geçerse hastanın hastalığı müşted ve hali mütegayyir olmadıkca sahih hükmünde olur. Amma marazı şiddetlenip ve hali değişip bir sene geçmeden vefat ederse değişiklik anından itibaren vefatına kadar olan hali, maraz-ı mevt (ölüm hastalığı) addolunur.
VAKF-I’ MEVKÛF: Vakf olunan şeyin vakfı demektir ki muteber değildir. Meselâ; icâreteynli vakıflar kim tarafından vakf edilmiş ise onun vakfıdır. Bu yerlere mutasarrıf olanlar yâni daimi kiracılar bu yerleri tekrar başka bir cihete vakf edemez çünkü, böyle bir vakıf, menfaatin vakfı demek olup menfaati vakıf ise sahih değildir. Keza, mütevellinin kendisinden bir mal ilâve ederek veya etmiyerek âhara ait bir vakfın şartlarını değiştirmek suretiyle bazı cihetlere vakf etmesi bâtıldır.
VAKF-I MUALLÂK: Bir şarta muallak olarak yapılan vakıfdır ki gayr-i sahihdir. Meselâ; bir kimse gaib olan oğlum gelirse veya şu hastalıktan kurtulursam… malım vakf olsun deyip te ba’dehu birinci surette oğlu gelirse ve ikinci surette hastalıktan kurtulursa dahi vakıf sahih olmaz. Yalnız emr-i muhakkaka ta’lik tencizdir. Oğlum sağ olarak falan kazadan kurtulmuş ise… malım vakf olsun deyip te vakıf zamanında oğlunun o kazadan kurtulmuş olduğu zahir olsa vakıf sahih olur.
VAKF-I MUZAF: Gelecek zamana muzaf olan vakıfdır ki vakfın müneccez olması şart olduğundan vakf-ı muzaf sahih değildir. Meselâ; bir kimse falan akarımı gelecek sene başından itibaren vakfettim dese bu vakıf sahih olmaz. Keza bir kimse falan akarım vefatımdan sonra vakfolsun demiş olsa filhal vakıf vücud bulmuş olmaz. Yalnız bu vasiyyet suretiyle vakf olup vasiyyetinde musır olarak vefat eder ve sülüs-ı mali “malının üçte biri” bu vakfa müsâid olur veya fazla olup ta varisler icâzet verirse ol akarın tamamı vakf olmuş olur.Bkz. Vakf-ı Müneccez.
VAKF-I MÜNECCEZ: Bir şarta muallak ve bir zamana muzaf olmayıp filhâl hüküm ifâde eden vakıfdır. Vakfın müneccez olması ve mevcut ve muhakkak olmayan bir şeye talik olunmamış bulunması şarttır. Bkz. Vakf-ı Muallak.
VAKF-I MÜRETTEB: Şartlarında tertibe delâlet bulunan vakıfdır. Vakfın gallesini veya tevlîyetini evlâdıma sonra evlâd-ı evlâdıma batnen ba’de batnin. neslen, ba’de neslin şart ediyorum gibi bir sûretle yapılan vakıfdır. Bu kabil vakıfda tertibe riâyet olunur. Meselâ; vâkıf, vakfının gallesini veya tevlîyetini batnen ba’de batnin evlâdıma ve evlâd’ı evlâdıma şart eyledim dese birinci batından evlât varken ikinci batından olana galle ve tevliyet verilmez. Diğer batınlarda da hal böyledir, yâni mukaddem batında evlâd mevcûd iken muahhar batındaki evlâd şarttan istifâde edemez.
VAKF-I MÜŞA’: Hisse-i şayialı vakıfdır. Gerek şuyu aslonulan gerek sonradan arız olsun vakfın sıhhatine mani olmaz. Ancak Mescid veya makbere olmak üzere bir mülkün hisse-i şayiasını (şayi hissesini) vakf etmek sahih değildir’; gerek o mülk kabil-i taksim olsun ve gerek olmasın.
VAKF-I MÜŞTEREK: İki veya üç kişi tarafından tesis olunan vakıftır. Meselâ, A ve B aralarında şayiân müşterek olan han ve dükkanları bir cihet-i hayre (hayır ciheti) vakf etseler vakıf müşterek olur ve vakfiyelerinde vakıflarının idâresi, varidâtının sûreti sarfı (sarf sûreti) ve tevlîyeti husûsunda ne vechile şart etmişlerde mucebince amel olunur.
VAKF-I MÜTEÂREF: Cevâzı teâmül icâbından olan vakıfdır. Vakıfda te’bid şart olduğundan vakfolunan malın akar olması şarttır. Menkulün vakfı sahih değildir. Fakat bir memlekette menkul vakfedilmesi örf ve adet halinde bulunmuş ise o menkulun vakfı sahih olur. Meselâ; arzu edenlerin okuması için kitab ve mushaf-ı şerîf ve istirbah olunarak ribhi bir cihet-i hayre sarf edilmek üzere para, mekteb ve medresede isti’mal olunmak üzere mefruşat ve düğün cemiyetlerinde gelinlere âriyyet verilmek üzere elbise ve zînet eşyası ve hasılatı bir hayır cihete sarf olunmak üzere koyun ve keçi emsâli gibi hayvanat ve fukara çiftçiden tohuma muhtac olanlara ödünç verilmek üzere buğday ve arpa vesâir hubûbat vakf etmek örfe mebni sahihdir.
VAKF-I SAHİH: Aslen ve vasfen meşru’ olan vakıfdır. Bkz. Vakf-ı gayr-i sahih.
VAKFİYE: Vakfa dair vâkıfın takrir ve hâkimin mürâfaa ve hükmünü hâvi tanzim olunan hüccettir. Vakfiyeler ale’l-ekser şu fıkraları ihtiva eder:
1-)Allaha hamd u senâ, vakfın ecr ü sevâbı hakkında vârid olan ayet ve hadisler.
2-)Vakf olunan mallar.
3-)Vakf olunan malların nasıl idare olunacağı.
4-)Vâridatın sarf yeri.
5-)Vakfın kimler tarafından idare olunacağı.
6-)Hâkimin vakfın sıhhat ve lüzumuyla hükmü.
7-)Nihayet tarih ve belgenin üst tarafında hakimin mührü.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadime ve Vakıflar Arşivinde müteaddit ve bazıları rnüzehheb yani altun yaldızlı vakfiyeler vardır.
VAKFİYET: Bir aynın vakfolunarak şahsi tasarruftan men’ olunmasıdır.
VAKF ALE’L-ÂMME: Âmmenin yani hem zenginlerin hem fukaranın intifa’ etmesi için tesis olunan vakıfdır. Cami, mescid, makber, mektep, medrese ve umûmi hastahâne gibi. Bir kısım müessesât-ı hayriye vardır ki bunlardan intifa’ yalnız fukaraya mahsusdur. İmâret ve hastaların yiyecek ve ilâçları gibi vakfından te’min olunmak üzere meşrut vakıf hastahânenin ve talebenin levâzımı, vakfın varidâtından ifa olunmak üzere vakfedilen hastahâne, mekteb ve medrese gibi. Bu nevi’ müessesâttan vâkıf tasrih etmiş olmasa bile yalnız fukara intifa’ eder. Meğer ki vâkıf, bunlardan zengin ve fakirlerin intifa’ etmesini şart ve tasrih etmiş olsun.
VAKIFDA KİNÂYE: Vakıf ve şartlarını takrîr ve belirtmede kullanılan zamirdir ki en yakına ircâ’ olunur. Meselâ; vâkıfın Türkçe yazdırdığı vakfiyede vâkıf vakfının tevliyetini evvela kendine ve sonra oğlu Mehmed’e ve sonra evladına şart etti diye yazılı olsa, evladına ta’biri Mehmed’in evladına matûf olur. Binâenaleyh vâkıf ve oğlu vefat ettiğinde vâkıfın diğer oğlunun oğulları, evlâdına ta’biri vâkıfın evlâdına masrûfdur diye biz de ölen Mehmed’in evladına iştirak ederiz diyemezler.
VAKIFDAN RÜCU’: Yapılan vakıftan vaz geçerek fesh etmektir.Vakf-ı gayr-i lâzımda (lüzum ifade etmeyen vakıf) vakıfdan rücu’ mümkün olduğu gibi vasiyet yoluyla yapılan vakıftan da rücu’ olunabilir. Yani vasiyet yapan sağlığında sözle veya filen vasiyetinden rücu’ edebilir. Bkz. Vakf-ı gayr-ı lâzım.
VAKIFDA ŞART-I BÂTIL: Ahkâm-ı şer’iyeye muvafık olmayan şarttır ki bununla amel olunmaz. Mesela vâkıf; vakfı hakkında mütevellinin hiyâneti hissolunsa dahi muhasebesine bakılmaması veya hiyaneti tahakkuk etse dahi tevliyetten azl olunmamasını şart etse bu şart batıldır. Alakalı makam, hiyaneti hissolunursa muhasebesine bakar ve hiyaneti zuhur ederse tevliyetten azl ve ihrac eder.
VAKIF GEDİK: Mutasarrıfı tarafından usûlüne tevfikan vakfedilen veya bir vakfa tahvil edilen gediktir.
VAKIFLAR KÜTÜĞÜ: Vakıflar Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Dairesinde vakfiye ve vakfa ait vesikaların kayd ve tescil olunduğu defterlere denir. Bugün bu daireye Vakıf Kayıtları Arşivi denmektedir.
VAKF Lİ’S-SEBÎL: Vakf ale’l-âmme demektir. Bkz. Vakf ale’l-âmme
VESSÂLE: Lûgatte bir şeyi diğerine ulaştırmak onunla birleştirmek mânasında olan vasi kökünden isimdir. İki vakfı birleştirmek için yazılan vesikaya denir. Meselâ, bir şahıs bir vakıf yaptıktan sonra diğer bir vakıf yapıp evvelki vakfına ilhak etse bu hususda yazılan vakfiye ve vesikalara vessâle denir.
VAZÎFE: Vakfınn gelirinden verilen maaş ve tayindir ki iki kısımdır. 1 – Hizmet karşılığı olan, 2 – Hizmet karşılığı olmayan vazifedir. Hizmet karşılığı olanda vazife ücret kabilindendir. Hizmet karşılığı olmayan vazifenin meşrutunlehine bakılır. Eğer meşrutunleh zenginlerden ise o vazife sıla (ikram) ve atıyye kabilinden ve eğer meşrutunleh fukaradan ise sadaka kabilindendir. Ücrette ücret ve sılada sıla hükümleri cereyan eder.
VAZÎFE-İ ŞÂGİRE: Boşalmış, münhal olmuş hizmet demektir. İmamet, hitabet, muallimlik, tabiplik gibi zaruri hizmetler münhal olunca hemen doldurulur. Vakfın vâridâtının (gelir) yetersizliği halinde boşalan ve zaruri olmayan hizmetlerden tasarruf cihetine gidilir.
VEKİL-İ HARC: Hastahane, mektep gibi müesseselerde lazım olan eşya ve erzakı satın alıp tedarik eden kimsedir.
VELED-İ BENÂT: Kız çocukların erkek ve kız çocuklarıdır. Binaenaleyh kızların çocuklarına meşrut bir vakıfta, vâkıfın kızlarının erkek ve kız çocukları şarttan istifâde eder. Çünkü çocuk lafzı gibi veled lafzı da erkek ve kıza şâmildir.
VİRD: Başka manalara da gelen vird, her gece Kur’andan okunan cüz’dür. Çoğulu evrâddır. Bir vakfiyede, “Mübarek gecelerde ruhuma hediye edilmek üzere, evrâd okunacak ve okuyana da ayda şu kadar akçe verilecektir” diye şart edilmiş olsa, kandil ve Ramazan geceleri vâkıfın ruhuna hediye edilmek üzre, Kur’an’dan birer düz’ okunacak demek olur.
VELED-İ HÂDİS: Vâkıftan sonra doğan çocuktur ki sûret-i vakfa göre şartta dahil olur veya olmaz. Mesela, vâkıf vakfımın gallesini çocuklarıma ve bunlar munkariz olduktan sonra fukaraya şart ettim dese vâkıf zamanında mevcûd olan ile sonradan dünyaya gelen çocukları galleye müstehik olur.Amma vâkıf çocuklarını mevcud kaydiyle tavsif veya isimlerini zikr ederek tahsis ederse vâkıfdan sonra dünyaya gelen çocuklar meşrutunlehde dahil olmaz. Mesela, vâkıf “Vakfımın gallesini bugün mevcut olan çocuklarıma yahut vakfımın tevliyetini çocuklarım filân ve filâna şart eyledim” dese vâkıfdan sonra dünyaya gelen çocuklar şarta dahil olmazlar. Ahfadda dahi hüküm böyledir. Yâni ahfâda şartta, vakıf zamanında mevcut olan veya sonradan dünyaya gelen şartta dahil olur. Amma mevcud ahfâadın veya şu ve bu hafidlerim diye tahsisen zikrederse sonra doğanlar şartta dahil olmazlar.
VELED-İ SULBİ: Bir adamın öz çocuğudur. Manevi çocuğa ve evlâdlığa şâmil değildir. Binâen-aleyh bir vakfın gallesi sulbi evlâd ve evlâd-ı evlâda meşrut olsa sun’i evlâd şartta dahil olmaz.
VESİKA: İtimat olunacak şey manasındadır. İtimada şayan olan her nevi senet evraka ve bu arada i’lam ve hüccetlere, hulasa medâr-ı hüküm olabilecek her türlü yazılı delil vesikadır. Çoğulu vesâiktir.
A | B | C – Ç | D | E | F | G | H | I – İ | K | L | M | N | O – Ö | P | R | S – Ş | T | U – Ü | V | Y | Z