TABBÂH: Pişirmek manâsında olan tabh masdarındandır. Hastahâne, İmâret ve Tekye gibi müesseselerde yemek pişirip hazırlayana ıtlak olunur.
TAHSÎSÂT: Tahsîsin çoğuludur. Tahsîs lûgatte bir şey’i yalnız bir husûsa hasr ve tâyin eylemek demektir.
TAHSÎSÂT KABİLİNDEN VAKF: Arâzi-i emîrîyyeden iken irâsdi (Bak. İrsadî vakıf) bir şekilde vakf edilmiş olan yerlerdir ki üç kısımdır.1-) Rekabe ve tasarruf hakkı hazinede kalarak yalnız mîrî menfaâtleri (a’şar ve rusûm) hükümdar tarafından bir cihete vakf ve tahsis olunan yerlerdir. 2-) Rekabe mîrî nıenfaatleri hazinede kalarak yalnız tasarruf hakkı hükümdar tarafından bir cihete tahsis olunan yerlerdir.3-) Rekabesi hazinede kalarak hem tasarruf hakları hem de mîrî menfaatları bir cihete tahsîs olunan yerlerdir. Bkz. Tahsis-i Sahih, Tahsis-i Gayr-i Sahih.
TAHSİS-İ GAYR-İ SAHİH: Hazineye ait bir kısım vâridâtı hazinede istihkâkı olmayan bir cihete tahsisdir. Buna irsâd-ı gayr-i sahih de denir. Bu nevi’ tahsislerin ibtali cizdir.
TAHSİS-İ SAHİH: Hazineye ait bir kısım varidatı hazinenin masraflarından olan bir cihete tahsisdir. Hükümdar tarafından doğrudan doğruya veya onun izniyle başkaları tarafından yapılabilir. Bu kabil tahsislerin iptali caiz değildir. Yalnız buna mukabil hazineden maaş ve tahsisat tayin olunarak tebdil olunabilir.
TAPU: Türkçe olup itaat ve inkiyad manasındadır. İstilâhda, arâzînin tefvizi mukabilinde peşin alınan paraya ve me’mur tarafından verilen senede ıtlak olunur. Bâ tapu tasarruf olunan tâbiri tefviz suretiyle ve senedle tasarruf olunan demektir. Arâzînin âhara tefvizine ve suret-i iktisab ve tasarrufu mübeyyin sened i’tasına memur olanlara tapu memuru denir.
TA’VİZ BEDELİ: Ta’viz karşılık ve bir şeyin mukabili demektir. Vakıf ıstılahında, mukataalı ve icâreteynhi gayri menkullerin, mutasarrıflarına temliki mukabilinde alınacak bedele ıtlak olunur.
2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun dördüncü bâbı ile tanzim olunan hükümlere göre vakıf gayri menkullerin mükataaya ve icâretyne bağlanması men’ olunmuş ve kanunun neşrî zamanında mevcud mukataalı topraklarla icâreteyinli gayri menkullerin mülkiyetleri bir senelik mukataa ve icâre-i müeccelelerinin yirmi misline muâdi1 bir ivaz karşılığında bu arâzî ve ebniyyenin mülkiyetleri mutasarrıfları namına tapuya tescîl olunarak vakıfla alakaları kesilmiştir.
TEÂMÜL: İsti’mali çok olandır. Adet mürâdifidir. Meselâ; şu nevi’ menkullerin vakfı müteameldir denir ki nâs arasında bunları vakf etmek adettir demektir.
TEBERRU: İ’tası vâcib olmayan bir şeyi diğer bir kimseye terk ve ihsan etmektir, hibe, sadaka, hediyye ve ibhâya şâmildir.
TEBZİR: İnsan malını yerinin gayride sarf etmektir. Lüzum mikdarından fazla sarfa israf denir. Tebzir ile israf arasında fark tebzir, yersiz ve israf, mikdardan fazla sarfdır. Bkz. İsraf.
TEFTİŞ MAKAMI: Medenî kanunda idare uzuvlarının yâni mütevellilerin idare ve muamelelerini mürakabe ve bazı hallerde tesis işlerini tanzim ve lazım gelen tedbirleri ittihaz eden rnakamdır ki tesis gayesine göre devlet, vilâyet ve belediye ve köyden hangisine ait ise onun teftişine tâbidir.Bir tesis müteaddîd şahsiyet-i hükmîyyeye “hükmî şahsiyete” taalluk ediyorsa teftişi hangisinin yapacağı kanunda gösterilmemiş olduğu gibi devlet, vilâyet ve belediye ve köye müteallik vakıflarda bu vazifenin hangi memur veya teşekkül tarafından ifa olunacağı tâyin olunmamıştır.
TEFVİZ: Lûgatte, bir kimsenin işini birine havâle ve tevdi’ etmek mânasındadır. Arâzî ıstılahında mîrî arâzînin tasarruf hakkının müzayede veya takdir-i bedelle bir şahsa ihâle ve terkinden ibarettir.
TEMESSÜK: Mesk maddesindendir. Sıkıca hıfz etmek ve sığınmak mânasınadır. Hıfz ve istinad edilmek münasebetiyle senetlere temesük denir. El-yevm ekser köylerimizde alım ve satım, ödünç para alıp verme gibi muamelelere dair alınıp verilen senetlere temessük denir. Bundan başka vaktiyle evkâf memurları ve mütevellîler tarafından vakıf yerlerin tasarrufuna dair verilen vesikalara temassük denildiği gibi mîrî arâzîde feraağ ve mahlülat vukuunda sahib-i arz “arâzî sahibi” i’tibar olunan timar ve zeamet eshabı ve bir aralık mültezîm muhassıllar tarafından verilen tasarruf vesikalarına da temessük denirdi.
TEMETTU’: Kar ve kazanç demektir. Akarât-ı mevkûfenin icârı ve hasılatının satılması suretiyle temin ve ahâra ikraz olunan vakıf paraların nemâsından elde edilen kar ve menfaate ıtlak olunur.
TESBİL: Vakf etmek mânasındadır.
TESCİL: Bir i’lam veya hüccetin mahkeme sicil defterine ve resmiyet verilmek istenilen bir şeyin mahsus defterine kaydına tescîl denir.Vakfın lüzumuyla hükme de tescîl denir. Meselâ, bir kimse bır malını vakf edip tâyin eylediği mütevellîye teslim ettikten sonra vakfından dönerek mütevellîden geri almak isteyip te bil-muhâkeme hakim vakfın lüzumuna hükmetse buna vakfın tecîli denir.
TESCİLİ İSTİBDAL: Feshi kabil ve bozulmamak için istibdalin sıhhat ve lüzumu ile hükm etmektir.
TESCÎL-İ VAKF: Hakimin bir vakfın lüzumiyle hükmetmesidir. Bkz. Tescîl.
TE’SİS İDÂRE UZVU: Medenî Kanunda tesis yâni vakfı idâre ve temsil eden kimsedir. Bir veya müteaddid olabilir. Bunları vâkıf tâyin eder; etmemiş olursa teftiş makamı tâyin eyler.
TEVKİ’-TEVKİİ: Tevki’; tefsil vezninde bir şeyi meydana getirmek mânasındadır Istılahda vesâika konan nişana ıtlak olunur. Aslında masdardır. Sonra berat ve evâmir-i Sultaniyyeye vaz ve keşîde kılınan padişah nişânesine ıtlak olunmuştur. Tesire medâr olduğu için hatt-ı hümâyun “padişah hattı” ve tuğra ve sahh-ı vüzera ve hüccetlere yazılan hakimlerin imzası gibi “kaamus tercemesi” ferman ve beratlara tevki’ denilen nişâne-i padişahiyi çeken me’mûra (tevkii) “Tevkii Efendi” denir. Müvekki-i sadr-ı kitab, kitabın balâsını imza eden demektir.
TEVSİ-İ İNTİKALLİ GEDİK: Resmi verilip intikalî tevsi’ olunan ve bu suretle mutasarrıflarının muayyen mirascılarına intikal eden icâreteynli vakıf gediklerdir.
TİLÂVET: Kur’an-ı Kerim okumak demektir. Bir kavle göre her kelamı okumağa tilâvet denir. Kırâet eamdır. Her kelâmı okumağa kıraet denir.
TULÛ-I GALLE: Vakıf gelirinin husule gelmesi demektir ki vakfına göre tebeddül eder. Şöyle ki mezrûattan olan gallenin tulûu, ekilen şeylerin yetişip tane bağlaması veya intifa edilir bir hale gelmesi ve semerelerden ibâret olan gallenin tulûu, meyvelerin yetişip âfetten emin bir dereceye gelmesi ile ve icâre bedellerinden ibâret olan gallenin tulûu taksit zamanlarının hulûliyle vuku’ bulur.
A | B | C – Ç | D | E | F | G | H | I – İ | K | L | M | N | O – Ö | P | R | S – Ş | T | U – Ü | V | Y | Z