Anasayfa / Tarih Bilimleri / Terimler / Vakıf Deyimleri ve Terimleri / Vakıf Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü – G
Vakıf Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü
Vakıf Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü

Vakıf Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü – G

GABN: Alım satım gibi ivazlı muamelelerde, aldatmak manasınadır.

GABN-I FAHİŞ: Gabn aldanmak demektir ki iki kısımdır. Biri gabn-i fahiş, diğeri gabn-i yesirdir. Gabn-i fahiş, urûzda yani kumaş ve metâ gibi mallarda onda birin yarısı, hayvanlarda onda bir, akarda beşte bir miktarı veya daha ziyade aldanmaktır. Urûz tartılan ve ölçülen mallara da şâmildir. Diğeri gabn-i yesirdir ki yukarıda gösterilen mikdardan az aldanmaktır. Mesela, akarda yüz liralık bir akarı seksenbeş liraya almak suretiyle aldanmak gabn-i yesirdir. Çünkü, aldanılan miktar yüzün beşde birinden noksandır.

GALLE: Mahsul ve faide (gelir). Vakıf ıstılahında, menkul ve akar nev’inden olan vakıfların vâridatı (geliri) manasınadır.

GALLE-İ ATİYE: Vakıf ıstılahı olup galle-i hâdisenin benzeri olarak kullanılır. Galle-i me’huze mukabilidir. (Bkz. Galle-i Hâdise ve Galle-i Me’huze)

GALLE-İ HÂDİSE: Vâkıfin icabından (vakfın kuruluşunu kabul vi ikrarından) sonra ve meşrutunlehine reddinden mukaddem meşrutunleh tarafından henüz alınmamış olan galle ve vâridata (gelir) denir ki galle-i me’huze mukabilidir. Red, alınan galle hakkında müessir olmadığı halde galle-i hâdise hakkında muteberdir. Çünkü meşrutunlehin henüz almamış olduğu bu gallede mülkiyet değil yalnız bir kabul hakkı vardır. Sonra red ile bu hak sâkıt olur. Kabul hakkı ise mülkiyet gibi olmayıp ıskâtı mümkün olan haklardandır.

GALLE-İ MÂZİYE: Evvela vâkıfın şartını red ve sonra kabul eden meşrutünleh’in kabulünden evvel vücuda gelip diğer mevkufunaleyhlere tevzi olunan vâridat ve semeredir (gelir). Bilahare şartı kabul eden meşrutunlehin bunu taleb ve geri almaya hakkı yokdur. Çünkü, redden sonra kabul, galle-i hâdise diğer bir tabirle galle-i âtiye hakkında muteber ise de galle-i mâziye hakkında muteber değildir.

GALLE-İ ME’HÛZE: Vakıftan sonra vâkıfın şartını kabul ile meşrutunleh tarafından alınmış olan galledir ki sonra şartı reddetmesi halinde aldığı vâridat red sebebiyle kendisinden geri alınamaz. Çünkü, bir kimsenin bir malda mülkiyeti sabit olduktan sonra onu reddetmekle mülkiyeti zâil olmaz.

GALLE-İ VAKIF: Bir vakfın semere ve vâridatı (geliri) demektir. Tabiî ve hukukî semere ve faidelere şâmildir. Vakıf paraların ribhi (faizi), vakıf akarın kirası ve vakıf bahçenin meyveleri birer galledir.

GANİ: Zekat vermek için gerekli nisap miktarı mala, paraya mâlik olan kimsedir. İnsanlar servet bakımından muhteliftir. Bunlar üç sınıf olarak hülasa olunabilir; Zengin, fakir, miskin. Zengin, havayic-i asliyesinden maada nisap miktarı paraya mâlik olan kimsedir. Nisab-ı zekat, zarurî ihtiyaçlardan başka 200 dirhem gümüş veya bu mikdardan fazla maldır. Havâyic-i asliye mesken, yiyecek, giyecek, hizmetçi, bir kavle göre bir aylık ve bir kavle göre altı aylık ihtiyaç maddelerinden ibarettir.Bir kimsenin havâyic-i zaruriyesinden başka bir şeyi yoksa fakirdir; buna zekat verilebileceği gibi fukaraya meşrut vakıftan hisse de verilebilir. Amma mevcut meskeni, elbise ve sair levazımı kıymet itibariyle kifâyet derecesinden fazla olupta bu fazla 200 dirhem gümüş miktarına baliğ olursa bu kimse zengin itibar olunur. Zekât, sadaka ve fukaraya meşrut vakıftan birşey verilmez. (Bkz. Fakir, Miskin.)

GARAZ-I VÂKIF: Vakıf yapanın maksadıdır. Vakfiyelerdeki ibareler daima vâkıfın kastına göre tefsir edilir. Mesela, vâkıf “vakfımın fazla geliri erkek ve kız evladıma ve evlad-ı evladıma feraiz-i şeriyye vechile verile” demiş olsa erkek ve kız lafızları karinesiyle “ferâiz-i şer’iyye” ibaresinden maksadın gelir fazlası “ikili birli” yani “erkek evlada iki ve kız evladıma bir olmak üzere verile” demek olduğu anlaşılır. Keza, vakfiyedeki ibarelerden birinde gelir fazlasından erkek evlada verilmesi ve diğer bir ibareden hem erkek hem kıza verilmesi anlaşılsa maksat yardım olmak itibariyle kız evlada da hisse verilmesi icap eder.

GARİB: “Gurbet” maddesindendir. Gurbet, vatanından uzak olmadır. Vatanından uzak kalan kimseye garib denir. Çoğulu gurebâdır. Vakfiyelerde geçen garib ve gurebâ tabirleri örfe göre tefsir olunmak gerekir. Bizim örfümüzde kısa bir müddet için bir memleketten diğerine giden kimseye garib denmez. Gittiği yer müddet-i sefer mikdar uzak yer ise müsafir denir. (Bkz. Müddet-i Sefer)

GÂZİ: Din ve Vatan müdafası uğrunda silâh elde düşmanla harp eden mücahiddir.

GEDİK: Ticaret ve sanat yapmak salahiyetidir. Ticaret ve sanat için bir akar derununa konulan alet ve edevata da gedik denir. Gediğin yani alet ve edevatın durması mukabilinde mülk akarda mâlikinin, vakıf akarda mütevellinin izin ve rızasıyla tayin olunan kira verildikçe gedik mutasarrıfının o yer üzerinde karar hakkı olup o yerden çıkarılamaz ve başlangıçta kararlaştırılan kirası arttırılamaz.

GEDİĞİN MUACCELESİ: Gediğin talibine tefvizinde üzerinde bulunduğu gayr-i menkulün gedikden âri olarak kıymetine yakın belirtilip peşin ödenen bedeldir.

GEDİĞİN MUECCELESİ: Alet ve edevatın durması mukabilinde üzerinde bulunduğu mahal için aydan aya veya seneden seneye akar sahibine ödenmesi lazım gelen kiradır.

GEDİKÂT-İ MEVKÛFE: Gedik sayılan alet ve edevatın yerlerinde beka ve devam hakkı olmak itibariyle cevazına mebni bazı gedikler vakfedilmiştir. Bunlara gedikat-ı mevkûfe denir ki vakıf gedikler demektir.

GEDİK MUTASARRIFI: Mahallinde karar hakkı olan alet ve edevat sahibi, yani, o yerin müsteciridir (kiracısıdır.)

GEDİK MÜLKÜ: Gediğin, üzerinde bulunduğu akardır. Bu akar ister mülk ister vakıf olsun bu yere gediğin mülkü denir.

GEDİK MÜLKÜNÜN KİRASI: Gedik mutasarrıfı tarafından gediğin, üzerinde bulunduğu gayr-ı menkul mâlikine cüz’î mikdarda verilen kiradan ibarettir.

GEDİK MÜLKÜNÜN SAHİBİ: Gediğin bulunduğu gayr-ı menkulün rakabe ve zatına sahib olandır ki vakıf veya herhangi bir hakiki ve hükmi bir şahıs olabilir.

GİRDÂR: Vakıf arsa müsteciri (kiracısı) tarafından bina ve ağaç gibi ihdas olunup hakk-ı kararı yani kalmak hakkı olan muhdesattır. Mesela, mukataalı vakıf arsalarda mülk ev ve ağaçlar girdardır. Nitekim taşlık ve ziraat mümkün olmayan sahibsiz bir mahalle mülk bir mahalden toprak getirilip de orada yığılarak ziraate veya ağaç dikmeğe uygun bir hale getirilse bu yığılan toprağa girdar denir.

GÖVERİ: Eski ıstılahda semere yani sebze ve meyvelerin öşrü demekdir. Farsça güvareden olmak hatıra gelirse de, gövermek mastarından teşkil edilmiş olması daha çok muhtemeldir.

GUZÂT VAKFI: Gazilere ait vakıf demektir. Bunlar Gazi Mihal, Gazi Evranos, Gazi Ali Bey, Gazi Süleyman Bey Vakıflarıdır. Gazi Mihal Bey Vakfı Filibe’de, Gazi Evranos Bey Vakfı Selanik ve Gümilcine’de, Gazi Ali Bey Vakfı Edirne’de, Gazi Süleyman Bey Vakfı Filibe’de idi. Bunların çoğu istilaya uğramıştır.

 

A | B | C – Ç | D | E | F | G | H | I – İ | K | L | M | N | O – Ö | P | R | S – Ş | T | U – Ü | V | Y | Z 

Hakkında Bilge Türk

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

Vakıf Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü

Vakıf Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü – D

DÂNİK: Bir dirhemin altıda biridir. Çoğulu devâniktir. DÂRU’L-ACEZE: Acizler yurdu anlamındadır. Âciz ve çalışıp kazanmak ...