Anasayfa / Tarih Bilimleri / Terimler / Mitoloji Sözlüğü / Türk Mitoloji Sözlüğü B

Türk Mitoloji Sözlüğü B

A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y |

Badış – Türk ve Altay mitolojilerinde Felaket Tanrısı. Yeryüzünde felaketlere neden olur. Kıranlar
ve afetler, salgınlar onun elinden gelir. İnsanların başına zorluklar getirir. Erlik Han’ın oğludur.
Bastığında toprak yerinden oynar, değirmen taşlarını yutar. Demir kaşağılı olarak söylenir. Çolak
(tek kollu) olarak anılır. Ancak bu tek kolunda dokuz insanın kollarının gücü vardır. Çolak
sözcüğü günümüzde de Anadolu’da tek kollu kimseler için kullanılan bir tanımlamadır.

Badraç – Türk mitolojisinde Yedibaşlı Ejderha. Padraç (Padraş) da denir.

Bakırdağ – Türk/Altay mitolojisinde Yeraltı Dağı. Değişik Türk dillerinde Bakırtav, Pakırtağ
olarak da söylenir. Maştağ (Mıştav, Mıstak) da yine bu sözcükle eşanlamlı veya niteleyici olarak
kullanılır. Yeraltında dokuz deniz vardır, bunların hepsinin birleşmesiyle Büyük Deniz (Taluy)
meydana gelir. Burada dokuz Tanrı yaşar. Bu dokuz denizin birleştiği yer olan tam orta noktada
Bakır Dağ yer alır. Bakır üçüncül olmayı ifâde eder. Birinci sırada Altın, ikinci sırada demir vardır.
Bakırdağ, mitolojide Altındağın yeraltındaki kısmı olarak düşünülür.

Baksı, Bahşı (Türkmence: Bagşy (Bağşı), Baxši1) – Türkmenlerde destan anlatıcısı, Özbeklerde destancı
ve falcı, Kazak ve Kırgızlarda ise büyücü ve duahan manalarında kullanılmaktadır. Türkçe Kişi Adları
Sözlüğünde; 1. Bilgin, öğretmen. 2. Saz şairi, âşık. 3. Hekim.2 olarak tanımlanır.

Bağı – Türk ve Altay mitolojisinde sihir, büyü, efsun demektir. Bayı olarak da söylenir. Bağıçı,
Bağışı kelimeleri sihirbaz anlamına gelir. Bahşı sözcüğü ile bağlantılıdır. Bağlamak sözü ile de
ilgilidir. Örneğin “ağzını dilini bağlamak”… Bağ sözcüğünün düğüm anlamı da vardır ki, eskiden
büyüler düğümler ile yapılmaktadır. “Düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden…” (Kuran-ı Kerim,
Felak 4.) Bakmak (fal bakmak) kelimesiyle de bağlantılıdır. Bağnaz sözcüğü de bir şeye
bağlanmış anlamına gelir ve “bağlanmışçasına, bağılanmış (büyülenmiş) gibi” demek olabilir.
Bag kökü Tunguzcada beyazlık ifâde eder. Bağ/Mağ kökü pek çok dilde sihirle bağlantılı
anlamları olan kelimeleri türetir. Bakı/Bahı ise fal demektir.

Baktı Han – Türk ve Altay mitolojisinde Lütuf Tanrısı. Paktı Han olarak da söylenir. Yeryüzündeki
iyiliklere vesile olur. İnsanlara lütufta bulunur. Tanrı Ülgen’in oğludur. Şor Türklerinde güz
mevsiminde kendisine “Paktıgan” adı verilen bir tören yapılır. Adı Koça Han ile birlikte anılır. Kök
(bahar) mevsiminde ise “Koçagan” töreni gerçekleştirilir.

Balbal (Kırgızca: Балбал) – Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların
etrafına dikilen mezar taşına verilen isimdir.

Taş Ata (veya Taş Baba) – Eski Türk kabîlelerinde mezar taşı.

Bamsı Beyrek – Dede Korkut hikâyelerinde, Türk, Azeri ve bazı Altay efsâneleri ile masallarında
bahsedilen Türk kahraman. Bey Böyrek, Bay Bura, Bey Birye, Beğ Beyreg, Bey Beyrek, Bay
Börek, Bağ Böğrek gibi adlarla da bilinmektedir. Atının adı Dengiboz veya Bengibozdur

Banı Çiçek – Dede Korkut hikâyelerinde geçen Bamsı Beyrek’in beşik kertmesidir. Oğuz boylarında
kadınların eşit haklara sâhip olduğunun en önemli, en belirgin simgesidir. Banu (Bağnu) Çiçek diye de
geçer. Babasının adı Baybıcan (Baybican)’dır.

Barak – Türk mitolojisinde Kutsal Köpek. Efsânevi bir köpek türü. Tüylü ve çok kıllıdır. Kutlu
kabul edilir. Çok hızlı koşar. Kerkes adlı kuş yaşlanınca iki yumurta bırakır. Bu yumurtalardan
birinden Barak adlı köpek çıkar. Diğer yumurtadan ise bir kuş yavrusu çıkar. Anadoluda tüylü av
köpeklerine de bu ad verilir. Anadoluda Barak Ata (Barak Baba) adlı bir evliyanın yer alması
tesâdüfi değildir. Büyük olasılıkla bu isim, bu anlayışın sonucu bir unvan olarak verilmiştir.
Türkler, İslâmiyeti kabul ettiktten sonra, sözcük benzerliği nedeniyle “Barak” yerine “Burak”
adını geçirmişlerdir.

Barak Ana – Türk mitolojisinde Köpek Tanrıça. Köpek Ana (Köbek Ene) ve Moğollarda Nokay
Eçe olarak da bilinir. Bazı Moğol boyları köpekten türediklerine inanırlar. Barak sıradan bir
köpek olmayıp kutlu sayılır. Nogay adlı Türk-Moğol boyu ile ilişkilidir. Masallarda Köpük olarak
tercüme edilen Köbek, Kübek adlı kahramanın bu motifle ilgili olma ihtimali yüksektir. Oğuz
destanında Barak Boyu’nun (Oğuz Han’ın İt Barak akınları) erkeklerinin yüzlerinin köpek yüzü
(veya o kadar çirkin) olduğu fakat kadınlarının ise aksine inanılmaz derecede güzel ve çekici
oldukları1 anlatılır. Bu nedenle Barak Ana kavramı bu boyun türediği Ana şeklinde algılansa da,
kafasının köpek kafası olduğu şeklinde kesin bir bilgi mevcut değildir.

Barak Ata – Türk mitolojisinde Köpek Tanrı. Köpek Ata (Köbek Ede) ve Moğollarda Nokay Eçege
olarak da bilinir.

Baran Han – Türk ve Altay mitolojilerinde Ev Tanrısı. Evleri koruyan ruhtur. Çok güçlü olarak
betimlenir. Türklerde ev kavramı çadır ve otağları da içerdiği için içerisinde barınılan her mekân
ev olarak algılanabilir. Bu bağlamda barınak tanrısı demek daha doğru olacaktır. Baran Batır
olarak da tanınır.

Basaman Han – Türk ve Altay mitolojisinde Deniz Tanrısı. Denizlerden sorumludur. Korkusuz bir
alp olarak nitelenir. Elinde üç çatallı kargısı vardır. Yanında taşıdığı dokuz kollu tuğu yırtıcı
hayvan kuyruklarından oluşturulmuştur.

Basırga – Türk halk inancında kâbus. Geceleyin görülen kötü rüyâ. Basırgamak (Basırganmak,
Basarganmak, Pasırgamak, Pasargamak) fiilleriyle1 de ifâde edilir. Bu takdirde “Kâbus Görmek”
manasına gelir. Büyük sıkıntı ve korku duymak. Kötü ruhların neden olduğuna inanılır. Kâbus
ruhu ile bağlantılıdır. Ayrıca Karabasan kavramını da akla getirir. Pasar (Pazar) adlı kötü ruhla
ilgili görünmektedir. Bir Anadolu Türküsünde geçen “Pazarı Pazarladım, Anamı Azarladım”
şeklindeki ifâde bu kavramın olumsuz içeriklere sâhip olduğunu göstermektedir. Kâbuslar tüm
dünya kültürlerinde halk inanışlarının önemli bir parçasını oluştururlar.

Bastı – Türk, Altay ve Tatar mitolojilerinde kâbus cini. Bastırık (Bastırığ, Bastırı) da denilir.
İnsanların kâbus görmesi, halsizleşmesi, korkuyla uyanması, sonrasında nefesinin kesilmesi bu
kötücül ruh ile bağlantılı görülür. Anadolu Türkçesinde “Bastırık” doğrudan doğruya kâbus
demektir. Aynı zamanda hapishane veya hücre anlamlarına da gelir. Değişik şekillere girebilir.
Kedi kılığına bürünmeyi çok sever. Kazakçada kâbus “Bastırılu” demektir. Bastıyla ilgili
aşağıdaki varlık adları dikkate değerdir.

Batur (Bahadır) – Kahraman ve yiğit savaşçı anlamına gelen, Türk ve Moğol dili kökenli onursal
unvan. Bu unvan, cengâverlerlik ve yiğitlik yapmış askeri komutanlar ve destansı kahramanlar
için kullanılan bir Altay terimidir. Batır, Bagatur, Bogatur, Bagatır, Batar, Bağatar, Bahadır
olarak da söylenir.

Bayanay – Türk mitolojilerinde Geçim Tanrıçası. Bayana (Payana, Payna) olarak da bilinir. Avcıları, balıkçıları ve ormanı korur. Adına Payna töreni düzenlenir. Avcılar ateş yakıp dua ederek avlarının bereketli ve kazasız geçmesini dilerler. Kimi kültürlerde çocukları korur. Soyun koruyucusu olduğu düşünülür.

Bayındır Han – Türk söylencelerinde adı geçen efsânevi hakan. Bayundur Han olarak da bilinir.
Korkut Ata (Dede Korkut) öykülerinde Han’lar Han’ı olarak tanımlanır. Bayındır Han hükmettiği
halka her sene büyük şölen düzenler, yiyecek ve içecek yağma ettirir. İsminin anlamına
bakıldığında Ülkeyi dirlik ve düzen içinde tutan, geliştiren, uygarlığı yayan bir kişi olduğu ve bu
ismin belki de bir unvan olarak verildiği akla gelmektedir.

Bayrım Ana – Türk mitolojisinde, özellikle de Kafkas Türklerinde Meryem Ana. “Bayrım Biyçe”
olarak da adlandırılır. (Biyçe, Kafkaslarda Prenses demektir.) Bayrım kavramı ilk önceleri kadın
evliya ve hattâ daha geniş olarak “Pir” anlamına gelirken, sonraları Karaçay ve Balkar bölgesinde
Meryem Ana’yı nitelemekte kullanılmıştır. Yarı Tanrıça konumundadır. Bazen Kadın ve Çocuk
Tanrıçası olarak da görünür. Nartlarda Umay Biyçe ve Bayrım Biyçe üzerine kurulu ikili Tanrıça
kültü oluşturulmuştur. Umay Biyçe, Türklerin Ana Tanrıçası Umay Hanım’dan başkası değildir ve
onun tüm özelliklerini taşır. Bayrım Ana (Meryem Ana) ise Hıristiyanlığın etkisiyle gelmiştir.
Moğolların Alankova Hanımı ile benzer bir biçimde erkek eli değmeden gebe kalmıştır. Alankova
ayışığından gebe kalmış, Meryem Ana’nın ise Baş Meleğin Tanrı’dan aldığı emirle kendisine
verdiği mucize (rahmine koyduğu ruh) sonucu, babasız olarak çocuğu olmuştur. Meryem ismi
İbranice Miriam, Arapça Meryem sözcüklerinden dilimize geçmiştir. Bayrım Öy, Bayrım Ana’dan
dilek dilenen yer, Bayrım Gün ise kendisinden dilek dilenen gündür ve bazen Cuma gününe bu
ad verilir. Bayrım Ay ise Nevruz yâni Mart ayıdır.

Bay Kökü – Türk inanç sisteminde mitolojik varlıkların adlarında kutsallık içeriğini bildiren bir sözcük ve
köktür. Örneğin Ülgen ve onun oğulları gibi, en ulu ilâhî varlıkların ve en güçlü şamanların
adlarıyla birlikte yer alır. Veya “Bay Terek” (Bay Kayın) adı verilen hayat ağacının adında da
kullanılır. Bayram sözcüğü ve benzeri bir anlam taşıyan Bay-gün yine bu kavramla alâkalıdır.
Moğolcada “Boyan”, “Bayan”, “Buyan” ve “Poyan” gibi kişi adlarının içerisinde de korunmuştur.
Bay/Pay/May kökü anlam itibariyle efsun, büyü, dua ve kurban, şölen, bayram ve benzeri
anlayışlarla bağlılık içerir. Anadolu Türkçesinde “bağı” sözü, efsuncu, büyücü anlamında
kullanılır. Altaylarda, “baylu” sözü, dokunulmaz, kutsal ve yasak anlamına gelir. Slav dillerine bu
kökten geçen bazı kelimeler vardır. Örneğin Sırp-Hırvatça’da kullanılan, “Bayati” (büyülemek,
efsunlamak, fala bakmak) gibi…

Bayçar – Türk, Altay ve özellikle Balkar halk kültüründe kurban. Türkçedeki “kurban”
sözcüğünün içerdiği anlamdan daha geniş kapsamlıdır. İlahi bir amaçla kesilen veya doğaya
salınan hayvan ya da doğaya saçılan yiyecek, içecekler ile tahılları da içerir.

Bayçomard – Türk ve Balkar mitolojisinde Av Tanrısı. Avcıları korur. Avın bereketli olmasını
sağlar. Bedeni beyaz tüylerle kaplı bir yaşlı adam görünümündedir. Avcılara hayvan kılığında
görünür. Bütün hayvanların dilini bilir. Hiçbir hayvan ondan korkmaz ve kaçmaz. Hayvanları zevk
için canlı olarak yakalar ve tekrar bırakır. Yaralı olanlarını tedâvi eder. Asla öldürmez. Dağların
üstündeki bir kayanın dibinde yer alan mağarasında yaşar. Bu kayaların dibinden, şifalı bir su
kaynar.

Bayçura (Bayçora, Bayçūra) – Türk ve Tatar mitolojisinde Kiler Cini. Bıçura olarak da bilinir.
Evlerde ve bodrumlarda yaşar. Kadın kılığına girer. Kırmızı giysili olarak betimlenirler.1 Genelde
evde, ocağın arkasında veya kilerde veya çatı altında yaşar. Hiç çekinmeden gürültü patırtı
yapar. “Küves” denen içkiyi çok sever. Tatar Türklerinde “Ocak başında Bıçura belini boğmuş
oturur” şeklindeki bilmecenin yanıtı Küves Fıçısı’dır. Yemeğe çok düşkündür. İnsanların yiyip
bitiremediği bütün yemeği o yer. Kızdığı zaman tabakları kırar ve yemeği de döküp evi uzun süre
için terk eder. Biçura, çok pis bir yaratık olarak da bilinir, temiz yerlerden nefret eder. Zaten pis
evleri seçermiş. Bu yüzden ondan kurtulmak için ilk şart evi temiz tutmaktır. Aniden bağırır,
güler, oynar, şaka yapar, uyuyan insanı yatağından alıp başka yere taşır. Çoğu zaman evdeki
eşyaların yerini de değiştirir veya gizler. En sevdiği eşyalar, anahtar, iğne, bıçak, makastır.
Geceleyin kilitlenen kapıları açar veya tersine açık kapıyı kilitler. Bazen yangın çıkarır. Uzun süre
ocak yapılmayan evleri severmiş. Bu yüzden Tatar Türkleri, yeni ev yapar yapmaz her şeyden
önce ocağını yaparlar.

Bayça – Gece Cinidir. Geceleri ortaya çıkar. Bazen hortlak şeklinde görünen bir varlık olarak
tasavvur edilir. Bilgelik, yönetmek, egemenlik bildirir. Baykuş ile aynı kökten gelir. Baykuş’un da
geceleri görünmesi ile bağlantılıdır. Karaçay-Balkar kültüründe yaygın bir figürdür.

Bedik – Türk ve Tatar halk inacında Eğlence Cini. Türk mitolojisinde en ilginç hikâyeye sâhip olan
varlıklardan birisidir. İlk başlarda kötü bir ruh olduğu halde, insanlara ve hayvanlara zarar verdiği
için evlerden kovulmak istenmiştir. Bunun içinde kendisi adına törenler düzenlenmiş ve törenler
yavaş yavaş eğlenceli bir hal alınca Bedik de eğlenmeye başlamıştır. Törenlerde kendisinden
gitmesi rica edilir, bunun için uyaklı dualar okunur. Hattâ laf anlamazsa tehdit ve hakarete
başvurulur.1 Sırtkan, sinir bozucu bir varlık olarak anlatılır.

Bekenbey – Türk mitolojisinde Adâlet Tanrısı. Yeryüzünde adaleti sağlar. Adil insanları korur.
Yarganlar (yargıçlar) doğru kararlar verebilmek için kendisinden yardım isterler. Elinde sivri
dişleri olan büyük bir topuzu vardır. Bu topuzla adaleti çiğneyenleri cezalandırır. Adâlet
toplumun en önemli unsurlarından biridir ve Türk tarihinde kağanları, padişahları hiç
korkmadan adilce yargılayan, hattâ cezalar veren yargıçların bulunduğu anlatılır. Osmanlı
tarihiyle ilgili olarak anlatılan bir kıssada, bir sultanı yargılayan yargıcın “Verdiğim cezayı kabul
etmeseydi bununla kafana vuracaktım” diyerek arkasında sakladığı topuzunu göstermesi de
konuyla ilgili olabilir. Topuz, adaleti simgeleyen bir nesnedir. Fakat bu adaleti tesis etmek için
gerektiğinde zor kullanılcağını vurgular. Adâlet arzusu insanın var olduğu her yerde mevcuttur
ve insanoğlunun düzen isteğiyle, hakkı yenildiğinde hissettiği öç alma duygusunun varlığı
nedeniyle ortaya çıkmıştır.

Belen Hanım – Türk mitolojisinde Yolculuk Tanrıçası. Pelen Ana olarak da tanınır. Yolcuları
korur. Yolların güvenliğini sağlar. Yolculuk yapanlar kendisine yakarırlar. Yolculara zarar veren
haydutları cezalandırır. Yolda belde kalmak deyimi, sözcüğün konuyla olan bağlantısını açıkça
ifâde etmektedir. Bu ruhu memnun etmek için Çalama yapılır, yâni kutsal ağaçlara saçılar verilir,
bez bağlanır. Uzun yola çıkacak olan oba onun ismini anarak ateşlere saçı yapar, adakta
bulunurlar.

Bengisu (Ab-ı Hayat, Yaşam Suyu ya da Dirlik Suyu) – Birçok söylencede adı geçen, içen kişiye ölümsüzlük kazandırdığına inanılan efsanevi su. Farklı Türk dillerinde Mengüsuv, Bengüsub olarak da söylenir. Bengü/Bengi/Mengü/Mengi sözcüklerinin tamamı Türkçede sonsuz (veya sonsuzluk) demektir. İksir kavramı ile de bağlantılı görünmektedir.

Bengitaş – Türk mitolojisinde bilinmeyen bir yerdeki gizemli bir dikilitaş şeklindedir. Ölümsüzlük
Taşı anlamına gelir. Farklı Türk dillerinde Mengütaş, Bengüdaş, Bengütaş olarak da söylenir.

Bergü – Türk halk inanışında Vahiy veya İlham anlamına gelir.1 Esin almak demektir. Bergi veya
Vergi de denir.

Buta (Bade) – Şamanlara “Tanrı Vergisi” verilmesi. Aşk destanlarında bu tâbir, “Buta vermek” şeklinde kullanılır. Âşığın, uykusunda verilen “Buta”nın etklsiyle, toprağa yattıktan sonra hastalanması, kendinden geçmesi ve ağzının köpürmesi, uyandığında ise saz çalıp türkü söylemesi şamanizmle paraleldir. “Buta”, çoğu zaman destanlardaki âşığa ışık şarabı şeklinde içirilir. “Buta”yı veren Hızırdır. Âşığın göğsünü yakan bu bâde, onun yeniden oluşmasının sembolü olup normal bir insanın, hak âşığı katına yükselmesini temsil eder. Kutsal rüyâ anlamında Buta tabiri de kullanılır fakat sözcüğün Sanskritçe (Eski Hintçe) olma ihtimali yüksektir. Buta daha sonra Bade ile karşılanmıştır. Tanrısal esin veya vahiy değişik adlarla pek çok dinde yer alır. Buta aynı zamanda özellikle Azeri kültüründe özel bir tür nakışı veya işlemeyi ifade eder ki, yine burada da ruhsal esin sembolize edilir.

Bişkek Han – Türk ve Kırgız mitolojisinde evliya ve/veya aynı zamanda inanç iyesi. Bişkek Ata
olarak da bilinir. İnançlı insanları korur ve imanlarını sağlam tutmalarını sağlar. Kırgız kültüründe
önemli bir yere sahiptir ve başkentlerine adını veren kişidir. Bişkek’in önceki ismi Pişpek’tir.
Sonradan değişikliğe uğrayıp Bişkek adını almıştır. Bir evliya olduğu kadar aynı zamanda savaşçı
bir kahramandır. Kırgızistanın başkentine adını veren kahramanın aslında bu ruhun adı verşilmiş
bir kişi olduğu söylenebilir. Kimilerine göre Pişbeg sözcüğü Beş Bey demektir ve Bişkek Ata da
bunların en büyüğüdür. Beş Bey olgusuna Uygurlarda Mani dini ile bütünleşen efsânelerinde
rastlanmaktadır.

Bo Han (Bō Han) – Moğol ve Buryat mitolojisinde Uryanhay boyunun atası olan kişi. Büyük bir
savaşçıdır. Bir nur içinde kutsal bir dağın tepesine inen ilk eşi ve topraktan çıkıp gelen ikinci eşi
soylarının ortaya çıkışını sağlar. Bunlar Oğuz Kağan’ın iki eşini buluşunu anımsatmaktadır.

Bodun Han – Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Ülke Tanrısı. Budun Han da denilir. Vatanı
koruyan bir ruh olarak görülür. Eski Türklerde bu adın verildiği bir dağ vardır1 ve onun da
vatanın koruyucusu olduğu düşünülür.

Boran Han – Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Yağmur Tanrısı. Boron (Borağan, Burağan)
Han olarak da bilinir. Yağmurlar yağdırır. Güçlü ve sağanak yağmurlara neden olur. Yağmur
getiren rüzgârları estirir. Soluğu yağmur rüzgârlarına dönüşür. Bulutları koyun sürülerini güder
gibi yönlendirir. Giysilerinin rengi kapkaradır. Borağan/Burağan/Boran/Bora denen kasırgayı o
estirir. Moğollara göre bu ada sâhip üç tanrı vardır.

Bozkurt – Türk, Moğol ve Altay mitolojisinde kutsal hayvan ve ulusal sembol. Bozgurt (Boskord,
Pusgurt) olarak da söylenir. Bozkaskır, Çalkurd sözcükleri yine aynı anlama gelir. Moğollar
Börteçine (Börteşına, Börtöşono) derler. Gökkurt veya “Gökbörü / Kökbörü” tabiri de yine
niteleyici olarak kullanılır. Azericede bir canlı olarak kurt, “Canavar” sözcüğü ile karşılanır.
(Canavar kelimesi Azeri dilinde bir masal varlığı değildir.)

Börteçine veya Börteçin – Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon’dan çıkaran demircinin
adıdır. Kelime anlamına bakıldığında ise yol gösterici kurda verilen başka bir isimdir. Yine bazı
tarihçilere göre Börteçine, söz konusu demirden dağı eritip delen demircinin değil, bilakis
Türklere Ergenekon’dan çıkmaları için yol gösteren dişi kurdu (Asena) takip eden komutanın
adıdır. Moğolcada Börte gri, boz rengi ifade eder; Çine (Çına, Şına, Şona) ise kurt manasına gelir.

Bozoklar – Türk mitolojisinde “göksel boylar”ı (semavi kavimleri) ifâde etmek için kullanılan bir
kavramdır. Bunlar, Oğuz Han’ın ikinci (gökten inen) eşinden olan üç oğlu ve onlardan türeyen
boylardır. Altın Yay’ın sahibidirler. 24 Oğuz boyundan 12’sini oluştururlar.

Buga – Tunguzlarda ve akraba bir kavim olan Evenklerde Cennet Tanrısı. Boga Han olarak da
bilinir. Özellikle Tunguzlarla akraba ve/veya komşu olan Moğol ve Türk kavimlerinde de bahsi
geçmektedir ve saygı duyulur. Hattâ bazı Türk ve Moğol boylarının tanrıları arasında da yer alır.
Evreni, cenneti ve tanrısallığı kapsayan1 bir içeriğe sahiptir. Her şeye gücü yeter ve tüm yaşamı
kontrol eder. Tunguz kökenlidir.

Buğdayık – Türk ve Altay mitolojilerinde kuşların önderi olan efsânevi hayvan. Budayık veya
Pudayık da denir. Köpeklerin atası olan Kumayık ile birlikte anılırlar. Bir Kırgız atasözünde şöyle
denilmektedir. ”Kuş törüsü (reisi) Buğdayık, it törüsü (reisi) Kumayık.” Sıradan bir kuş türü
olmayıp, efsânevi bir varlıktır fakat bazı kuş türlerine de adı verilmiştir. Tüm kuşların Buğdayık’ın
soyundan geldiğine inanılır. Buğdayık yeryüzündeki tüm kuşlara önderlik eder.

Bulak İyesi – Türk, Altay ve Tatar mitolojilerinde pınarın koruyucu ruhu. Bolak İyesi ve Moğolcada Bulag (Bula) Ezen de denilir. “Çeşme İyesi” veya “Pınar İyesi” dendiği de olur. Her pınar için farklı bir İye vardır.

Bulca Han – Türk ve Moğol mitolojisine göre Türklerin ve Moğolların ilk ve ortak atası olan
kağan. Abulca (Amulca) Han veya Olca Han olarak da bilinir. İslâmiyet’in ve Arapçanın da
etkisiyle Ebülce Han şeklinde de söylenmiştir. Atası Türk Han, oğulları ise Tatar Han, Moğol
Han’dır.

Bulunç – Türk halk inancında ve halk kültüründe yaklaşık olarak vicdan kavramını karşılayan bir
sözcüktür. Fakat mitolojik bir kavram olarak aynı zamanda ruhlarla iletişime geçmeyi de içerdiği
için vicdandan daha farklı bir içeriğe sahiptir.

Bulut İyesi – Türk ve Altay mitolojisinde bulutun koruyucu ruhu. Bulud İyesi veya Bolıt İyesi
olarak da söylenir. Yağmur İyesi yâni Yağmurun koruyucu ruhu da bulutlara bağlıdır. Bunun
dışında dikkat çekici ve bulutlarla ilgili olan İyeler şunlardır. Bulut İyesiyle bağlantılı olan Etin
(Gökgürültüsü) sözcüğü Sibiryadaki Etin adlı Üstün Varlığı/Ruhu da akla getirmektedir.

Buncak Han – Türk ve Altay mitolojisinde Bekçi Tanrısı. Bunçak (Muncak, Munçak, Ponçah,
Ponçak) olarak da tanınır. Kayra Han’ın saray yolunu koruyan iki bekçiden biridir. Busul Han ile
birlikte anılır.

Burhancılık (Batılı literatürde: Burhanizm veya Ak-Yang, Altayca: Ak-Jang) – Altay bölgesinde
1904 – 1930 yılları arasında ortaya çıkmış olan ve Rus emperyalizm’ine karşı, devrim özellikleri
taşıyan dinsel ayaklanma.

Burla – Türk efsânelerinde, halk öykülerinde ve masallarında söylencesel kadın cengâver.
Savaşçı kadın motifini simgeler. Kırk kızdan oluşan savaşçıları vardır yanında. “Boyu Uzun Burla
Hatun” ve “Saçı Uzun Sırma Hatun” şeklinde, başka bir karakterle birlikte söylencelerde adı
geçer. Korkut Ata öykülerinde de yer alır. Sırma Hatun ise güzelliği sembolize eder.

Burça Han – Türk ve Altay mitolojisinde gönenç tanrısı. Yeryüzündeki huzur ve refah meydana
getirir. Tanrı Ülgen’in oğludur.

Burşun – Türk mitolojisinde ikiz atlar. Ak Burşun ve Kök Burşun adlı uçabilen iki at. Tıpkı bu
atların isimlerinde olduğu gibi Cengiz Han’ın devleti oğulları arasında ikiye bölerek Ak Orda ve
Gök Orda adını vermesi, renklerin çağrışımı bakımından önemlidir. Bu tabirler asimetrik karşıtlık
oluştururlar. Yâni her ikisi de olumlu fakat biri diğerine göre biraz daha baskındır.

Busul Han – Türk ve Altay mitolojisinde Bekçi Tanrısı. Buzul Han olarak da tanınır. Kayra Han’ın
sarayına giden yolu koruyan diğer bekçidir. Sibirya bölgesi için buzlar ve buzluk alanlar günlük
yaşamın sürekli bir parçasıdırlar. Bu nedenle soğukla ilgili kavramların mitolojideki yansımaları
çok da fazla abartılı değildir. Adı Buncak Han ile birlikte anılır.

Buyan Han – Türk/Moğol mitolojisinde efsânevi hakan. Moğolların Atası. Kızı Alankova’dır. Kırk
tane kızı olmuştur. Ama hiç oğlu olmamıştır. Son 41. kızı ise Alankova’dır. Bu Kırk-Kız’dan Kırgız
boyunun türediği söylenir. Buyan Moğolcada “Düşünce Tayı” demektir. İnsanın zihin gücünü
ifâde eder ve yanlış kullanılırsa insana zarar verir. Moğol soyunun ortaya çıkışındaki felsefi
algılayışta önce düşüncenin varolduğu fikri ile de bağlantılı görülmektedir.

Büke – Türk ve Altay mitolojilerinde ejderha demektir. Bükü veya Buka olarak da söylenir.
Efsânevi yaratık. Yılana benzer dev bir sürüngendir. Çoğu zaman kanatlı olarak tasvir edilir.
Uçabilir. Ağzından ateş saçar, dişlerinden asit akıtır. Derisi zırh gibi pullarla kaplıdır. Tüm Dünya
mitolojilerindeki ortak figürlerden birisidir. Dinozorlar çağından kalma bazı yaratıkların ilkel
topluluklardaki düşsel anlatımı olarak düşünülebilir. Moğollarda Buka Noyon devlerin babasıdır
ve dokuz oğlu vardır. Badraç adı verilen ejderha yedi başlıdır. Çin kültüründe Lu (Türkçeleşmiş
biçimi Ulu) olarak bilinir. Çin etkileri, Türk ve Moğollarda bu varlığa dair toplumsal anlayışı da
değişik oranlarda biçimlendirmiştir.

Bürküt Ana – Türk, Altay ve Moğol mitolojisinde Kartal Tanrıçadır. Burkut (Merküt, Markut,
Mörküt, Börkit, Börköt, Bürgid) Ana olarak da anılır. Moğollar ise Bürgüd Ece veya Bürged Ece
derler. Ayrıca Kartal Ana ve Sahalarda Hotoy Ene olarak da bilinir.

Bürküt Ata – Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Kartal Tanrıdır. Burkut (Merküt, Markut, Mörküt, Börkit, Börköt, Bürgid) Ata olarak da anılır. Moğollar ise Bürgüd Ece veya Bürged Ecege derler. Ayrıca Kartal Ata ve Sakalarda Hotoy Ete olarak da bilinir.

Büyü (veya Sihir) – İnsanların doğaüstü veya mistik yöntemlerle doğal dünyayı (olayları,
nesneleri, insanları) etkileyebildiğini öne süren uygulamalar ve bunların çevresinde oluşturulan
kültürel sistem.

Terimler etimolojisi ve hakkında daha geniş bilgi için bkz. Karakut, Deniz. (2012). Türk Söylence Sözlüğü. Dijital Baskı.

A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y |


Hakkında Bilge Türk

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

Türk Mitoloji Sözlüğü U

A | B | C | Ç | D | E | F | G ...